Kur’an’dan Kopuş ve Dilin İşgali
MAKALE
Paylaş
10.01.2026 22:29
420 okunma
Hüseyin Demir

Her çağın kendine özgü bir krizi vardır. Bizim çağımızın en büyük krizi ise elimizde tuttuğumuz Kur’an’ı hayatımızdan uzaklaştırmamızdır. Onu güzel seslerle okuyor, ciltler içinde saklıyor, hatta süs eşyası gibi evlerimizin en görünür yerine koyuyoruz. Fakat iş hayata, adalete, kardeşliğe, merhamete gelince Kur’an’ı sanki hiç tanımamış gibi davranıyoruz.

Bu çelişkinin kaynağında “dilin işgali” var. Dil, sadece söz değildir; düşünceyi ve kimliği şekillendiren bir dünyadır. Biz ise iki asırdır kendi dilimizi terk edip başka bir dünyanın dilini konuşmaya başladık. O dil bize batıdan geldi, zihnimizi kuşattı, sonra da kimliğimizi dönüştürdü. Artık sorunlara Kur’an’ın diliyle değil, işgalin diliyle bakıyoruz.

Bir örnek verelim: Toplumda bir mesele çıktığında kaç kişi “Bu konuda Kur’an ne söylüyor? Peygamberimiz nasıl yol izlemişti? Allah bizden ne istiyor?” diye soruyor? Bunun yerine hazır kalıplarla konuşuyor, sonra da o sözleri “İslam’ın görüşü” gibi sunuyoruz. Böylece hem kendi öz kaynağımızı terk ediyor, hem de başkasının dilini kutsuyoruz.

Bugün sosyal medya bu yabancılaşmanın en açık örneğini sunuyor. İnsanlar birbirini kırıyor, küçültüyor, hakareti fikir yerine koyuyor. Oysa Kur’an’ın dili bize birleştirmeyi, merhameti, insafı öğretirken; işgalin dili ayrıştırmayı, öfkeyi, ötekileştirmeyi aşılıyor. Kur’an umut aşılıyorken, işgalin dili umutsuzluk yayıyor. Toplumsal kopuşun kökünde işte bu dil sorunu var.

Peki bu halin bedeli ne oluyor? Toplumda güven duygusu sarsılıyor. Komşular arasındaki muhabbet yerini şüpheye bırakıyor. Gençler kimliksizleşiyor, sahici bir rehber bulamadıkları için tüketim kültürünün oyuncağı haline geliyor. Çocuklarımızın dünyası marka, popülerlik ve gösteriş üzerinden şekillenirken, değerler yavaş yavaş gözden kayboluyor.

Oysa Kur’an sadece ibadetlerde okunan bir metin değildir. O, hayatın tüm alanlarını düzenleyen bir rehberdir. Adaletin, merhametin, insan onurunun kaynağıdır. Onu hayatın dışına iten toplum, eninde sonunda kimliğini de kaybeder. Tarih bunun örnekleriyle doludur: Değerlerini terk eden milletler önce zihnen, sonra da fiilen çözülüp dağılmıştır.

Artık karar vakti geldi. Biz hangi dili konuşacağız? Kendi öz değerlerimizin, yani Kur’an’ın diliyle mi, yoksa işgalin diliyle mi? Bu karar ertelendiği sürece bedel ağırlaşıyor.

Kesin olan şudur: Kur’an’ın sunduğu hakikatlere dönmeden bu toplumun yeniden ayağa kalkması mümkün değil. Geleceğimizi inşa edecek güç, başkasının dili değil, kendi kitabımızın dilidir.

Ve şunu da unutmayalım: Kur’an’a dönmek demek, sadece onu tilavet etmek değildir; adaleti hayata taşımaktır, yetimin hakkını gözetmektir, komşuya merhamet etmektir, işini dürüstçe yapmaktır. Asıl dönüş budur. Bu dönüş gerçekleşmeden ne fert huzura kavuşur ne toplum dirilir.

((Bu metin, İslâm düşüncesinin tarihî gelişimini ele alan teolojik ve felsefî bir incelemedir. Herhangi bir siyasal çağrı veya toplumsal gruba yönelik eleştiri içermemektedir.))

Selam ve dua ile.

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık :
Yorumunuz :

Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahaberyorum@hotmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Aliya İzzetbegoviç'i
Tanıma ve Tanıtma Etkinlikleri
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2022    www.anahaberyorum.com          Tasarım ve Programlama: Dr.Murat Kaya