Odasında ağrılarıyla savaşında yenik düşmüş bir vaziyette. Kendisini inim inim inleten acılarından dolayı tam umutsuzluğa düşmüşken kapı açıldı. İçeriye müşfik bir ses tonuyla, yüzünde sıcak bir tebessümle biri girdi:
“Geçmiş olsun, nasılsınız? Maşallah, bu kadar ağrıya rağmen hala çok güzel ve güçlü görünüyorsunuz," diyerek yanına yaklaştı. Bakışları "Sana yardım edebilirim" der gibidir.
Hastaneye yatalı neredeyse 2 ayın üzerindeydi. Geleni gideni yok. Hatta kapısını çalan bir kişi bile yoktu. Doktorlar, hemşireler tabii iş yoğunluğundan onunla ilgilenip sohbet edemiyorlardı. Odasına girip çıktıkları bir oluyordu.
Hastalığın verdiği kaygı, yalnızlığın verdiği hüzünle birleşmişti. Kendini her geçen gün biraz daha kötü hissediyordu.
Odasına gelen misafir belli ki bir doktor değildi. Çünkü, hemen tıbbi bir müdahale yerine gönül alıcı bir kelam etmişti. Ayrıca bekliyor ve ona bakıyordu. Sanki onunla konuşmak istiyor izlenimi uyandırıyordu. Bu da onun arayıp da bulamadığı bir şeydi. Sancılar içinde kısık bir sesle ama heyecanla
"Teşekkür ederim, sağ olun ama sizi tanıyamadım?" dedi.
Gelen misafir, nezaketle: "Ben hastanemizin Manevi Destek Birimi’nden geliyorum. Hastalarımızla tanışıyor, dertleşiyoruz. Dilerseniz size de bir 5-10 dakika misafir olabilirim. Böylece hem tanışmış hem de gönlünüzü almış oluruz."
Duyduklarına inanamadı. Kendisiyle konuşmak, dertleşmek isteyen birisi gelmişti. Gözleri parlardı, kalbinde tarif edilemez bir kıpırtı meydana geldi. O an ağrıları sanki hafiflemişti. Yatağında doğrulmaya çalışarak,
"Tabii, buyurun, hemen konuşalım."
Hal hatır sormakla başlayan sohbet derinleşir; hasta içindeki tüm tortuları, acılarını ve yalnızlığını bir bir döker. Manevi destek görevlisi ise onu büyük bir sabır ve şefkatle dinleyerek teselli eder. Görüşme bir saate yaklaşırken hasta derin bir "oh" çeker:
"İyi ki geldiniz! Sizinle konuşmak, dertlerimi paylaşmak beni çok rahatlattı. Sizi hep beklerim."
Görevli gülümseyerek karşılık verdi:
“Ben de tanıştığımıza memnun oldum. İnşallah tekrar gelirim ve sizi daha iyi görürüm.”
Vedalaşıp çıktıktan sonra hasta uzun uzun arkasından baktı. İçinde bir huzur vardı. Ağrıları azalmış ve yüreğinin ferahlamış olduğunu hissediyordu.
Evet 81 ve büyük ilçelerimizde 250'ye yakın hastanelerimizde Manevi Destek görevlisi bulunmaktadır. Çoğumuz ne olduğunu ve ne işi yaptığını, neden kurulduğunu bilmemektedir. Hatta varlığında bile haberdar değildir.
Manevi destek hizmeti; hastalara, hasta yakınlarına ve sağlık personeline yönelik olarak, dinî ve manevi değerler doğrultusunda moral, motivasyon ve psikolojik destek sağlamayı amaçlayan resmî bir rehberlik hizmetidir.
2015 yılında Sağlık Bakanlığı ve Diyanet İşleri Başkanlığı arasında imzalanan protokol ile temelleri atılmıştır. 2016 yılında 20 kişiyle başlayan bu hizmet, günümüzde 405 personele ulaşmıştır. Ancak bu sayı, ülke genelindeki hastaneler ve ihtiyaçlar düşünüldüğünde oldukça yetersizdir.
Ülkemizdeki Manevi Destek görevlileri Diyanet İşleri Başkanlığında görev yapan imam, müezzin, Kur’an kursu öğreticisi gibi din görevlilerinden oluşur. Eğitimlerini aldıktan sonra hastanelerde hizmet vererek "gönül şifacılığı" yapmaktadırlar
Avrupa ve Amerikan filmlerinin hastane sahnelerinde mutlaka bir rahip olmakta ve hastaya dua eder. Hasta rahibi görünce yüzü güler. Bir sevinç bir huzur çehresine düşer. Rahip dua edince hasta teşekkür eder ve “Artık gönül rahatlığı ile ölebilirim.” veya “Sizin sayenizde, bu duanızla iyileşeceğim. İyi ki geldiniz.” der.
Ülkemizde Amerikan filmlerindeki gibi sadece hastalara manevi destek yapılmamaktadır. Tarifte anlaşılacağı üzere refakatçilere yani hasta yakınlarına ve sağlık personeline de sunarak daha kuşatıcı hizmet verilmektedir.
Hastaların durumuna onlardan daha çok üzülen yakınları bakmaktan bitkin düşmektedir. Hastalara hizmet için varıyla yoğuyla çalışan ve sürekli acı ve stresle karşı karşıya kalan personel de depresyona girmektedirler. Hasta yakınları ve personelle dertleşerek onların rahatlamasını ve psikolojik olarak manen daha iyi hissetmelerine ihtiyaç duymaktadırlar.
Manevi destek sadece ölümcül, son evrelerini yaşayan hastaya değil herhangi bir hastalık için gelmiş yatan hastaya da verilmektedir. Hastane ortamı bir gün dahi olsa insana bir sıkıntı vermektedir. Özellikle de yakınına daha çok üzüntü verir. Kaygıları artar “Acaba ne olacak? İyileşecek mi? İyileşmeyecek mi? Daha kötüsü olacak mı?” ya da “Neden herkesin içinde başkasına değil de bizi buldu? Niye biz seçildik?” gibi sorular ve kaygılar meydana gelmektedir. Bu sebeple manevi destek hastanın yanında hasta yakınına verilmektedir.
Günümüzde bireyselleşmenin arttığı, hasta ziyaretlerinin azaldığı bir dönemde yaşadığımızdan manevi desteğin önemi daha da artmıştır. Manevi destek, bir doktor ve hemşire kadar hastaya, yakınına ve personele gereklidir. İstatistikler, hastaların büyük çoğunluğunun bu hizmetten memnun olduğunu gösterse de 10 yılda maalesef çok az bir artışla ancak 405 kişiye ulaşmıştır.
Bu sayının az artmasının sebebi; manevi desteğin önünde koca dağ gibi geçilmez dimdik duran büyük bir sorun vardır. “Manevi Destek Biriminin” kadrosunun olmaması. Hastanede Manevi Destek Biriminde çalışmak isteyen Diyanet personeli eğitimini aldıktan sonra Başkanlığın görevlendirme usulü ile hastanede görevine başlar. Başlar başlamasına da kadrosu görev yaptığı camide veya Kur'an kursunda kalır.
Bu şu demektir; Cami veya Kur'an kursundaki kadro boşalmaz. Bu sebeple müftülük yerlerini dolduramaz ancak vekil ile geçici bir süreliğine doldurabilir fakat vekil maaşları da çok düşük olduğu için kimse vekil İmam, vekil Kur'an kursu hocası olmak istemiyor. Böylece de camii doldurulamamakta. Haliyle cemaat de imamlarını geri istediğinden müftülüğü sıkıştırıyor. Müftüler de haklı olarak görevlisinin hastaneye gitmesini pek istemiyor. İpe un sererek görevlisini göndermemek için farklı farklı bahaneler uydurmak mecburiyetinde kalmaktalar.
Hipokrat'ın “Hekimliğin çoğu teselli azı tedavidir.” sözünde olduğu üzere Manevi Destek hastaya en büyük ilaçtır. Maalesef henüz bilinmediği ve daha öneminin anlaşılamadığı için kadri kıymeti tam olarak idrak edilmemektedir. Manevi Destek görevlisi bu ve daha başka sorunlarla boğuşarak görevini gönüllü olarak Diyanet Personeline yakışır bir vakar ve temsiliyetle devam ettirmektedir. Bulundukları hastanelerde çok güzel işler yapmaktadırlar.
Bu sessiz kahramanların sesinin daha gür duyulması dileğiyle hizmetlerin daha güzel olması ve Manevi Destek görevlilerin artması için kadronun gelmesi şarttır.
Mesut AKDAĞ