İsmail’in Yolunda Karınca Olmak
MAKALE
Paylaş
24.05.2026 08:37
781 okunma
Mesut Akdağ

“Ee kurban geliyor, ne kesmeyi düşünüyorsun?”

“Herhalde kuzu keserim. Kuzunun eti yumuşacık, hele bir kavurması oluyor ki tadına doyum olmaz. Bir de yağsız çıkarsa, değmeyin keyfime!”

“Doğru diyorsun da, dananın eti daha bir bereketli oluyor. 25-30 bin liraya alacağın kuzu gelse gelse 35-40 kilo gelir. Onun da ancak 10 kilo ancak kara doğram et geri kalanı kemik ve yağ çıkar, iki günde bitirirsin. Ama danaya girince öyle mi? Hisse başı 40-50 bin liraya geliyor ama en az 30-40 kilo et alıyorsun. O yüzden dana en iyisi. Dediğin gibi eti de yumuşak olursa, oh gelsin kebaplar, gitsin yahniler! Sene boyu bol bol et yersin.”

“Haklısın, kuzu hemen bitiyor. En iyisi biz de danaya girelim.”

“Tamam, bize ortak ol o zaman, biz de bir kişi arıyorduk zaten...”

“Tamam. Biz de sizin gibi etleri derin donduruculara istifleriz.”

İşte bu, günümüzün kurban manzaralarından ilki...

Bir diğeri de şöyle:

“Alo, ne yapıyorsun?”

“İyiyiz valla, kurbanlık derdine düştük, hayvan arıyoruz.”

“Tamam, ben de onun için aradım. Bir arkadaş zora düşmüş, elinde 300 bin liralık semiz bir inek var. Adam kendine kurbanlık diye beslemiş; o yüzden bakımlı, semiz. İşleri yolunda gitmemiş, satmak zorunda kalmış. Acil 180 bin lira nakite ihtiyacı var. 200 bine falan satacak. Kişi başı sen de 55, ben diyeyim 65 kilo et düşer. İstersen hemen alalım, bu fırsat kaçmaz. Pazarlık yaparım, 160-170 bine kapatırım. Gerçi gebelik şüphesi var ama biz almazsak başkası alacak. Adam bunu elinden mutlaka çıkartacak; hem adamın işini görüyoruz, bir nevi yardımcı da oluyoruz. Kasaba verilip hiçe gideceğine, hiç olmazsa kurban niyetine gitmiş olur. Allah affeder herhalde.”

“İnşallah Allah kabul eder. Neyse, hadi çabuk sen işi hallet. Ben başka kurbanlık aramayım.”

Bu da ikinci manzaramız...

Bir An Durup Düşünelim.

Evlendikten yıllar sonra, tam ümidi kesmişken bir evladınız olsa... Gözünüzün nuru, hayatınızın anlamı olur. Onu her şeyden sakınır, üzerine titrer, geleceğine dair hayaller kurarsınız. “Hele bir 10-12 yaşına gelsin, benimle beraber yürüsün, koşsun. Baba-oğul birçok iş yapar, gezer dolaşırız, seyahatlere gideriz, onun bir dediğini iki etmem” gibi planlar yaparsınız. 10-15 yaşına gelip boyu boyunuza ulaştığında, sizinle beraber iş tutup yürüdüğünde sevinçlerin en büyüğünü yaşar ve hayallerinizi bir bir gerçekleştirmeye başlarsınız.

Tam bu mutluluğun zirvesindeyken, size o evladınızı kurban etmeniz emredilse ne yaparsınız? Hz. İbrahim gibi Allah’ın emrine itaat edip oğlunuzu kurban mı edersiniz, yoksa“Dünyalık gözümün nuruna bunu yapamam” mı dersiniz?

Ya da İsmail’in durumunda olsanız ne yaparsınız? Anne-baba tarafından el bebek gül bebek, tam bir şehzade, bir sultan gibi büyütülürken babanız gelip, “Seni kurban kesmek zorundayım, Allah’ın emri böyle. Ne dersin?” diye sorduğunda tavrınız nasıl olurdu?

Teslimiyetin Mirası

Evet, kurban yaklaşıyor. Kurban denince akla ilk gelen, şüphesiz Hz. İbrahim ile Hz. İsmail arasında geçen o muazzam kıssadır. Peygamberimize “Ashabın, “Bu kurbanlar nedir ey Allah’ın Resûlü?” sorusuna Efendimiz (sav), “Babanız İbrahim’in sünnetidir” (İbn-i Mâce, Edâhî, 3) cevabını vermiş; böylece kurban ibadetinin Hz. İbrahim’den miras kalan bir teslimiyet geleneği olduğunu hatırlatmıştır.

Kur’an-ı Kerim’de bu kıssa şöyle anlatılmaktadır:

 “Dünyalık gözümün ve iyi huylu bir erkek çocuğu olacağını müjdeledik. Çocuk, babasıyla beraber iş güç tutacak yaşa gelince babası ona, ‘Yavrucuğum’ dedi, ‘Rüyamda seni kurban ettiğimi gördüm; düşün bakalım sen bu işe ne diyeceksin?’ Dedi ki: ‘Babacığım! Sana buyurulanı yap; inşallah beni sabredenlerden biri olarak bulacaksın.’ Her ikisi de (ilâhî buyruğa) teslim olunca ve babası onu yüzüstü yatırınca, ‘Ey İbrâhim!’ diye ona seslendik; ‘Tamam, rüyanı gerçekleştirmiş oldun.’ İşte iyileri biz böyle ödüllendiririz.” (Saffat (37/101-105)

Cenab-ı Allah, seneler sonra çocuk olma ümitleri kesilmişken, adeta ölümü beklerken bir can, bir evlat bahşediyor. Bu öyle bir evlat ki iyi huylu, akıllı, zeki, güzeller güzeli  bir çocuk. Böyle üstün vasıflı biriyle müjdeleniyorsun. Üstelik bu oğlan seninle iş görmeye, yürümeye, koşmaya, umutlarını gerçekleştirmeye adım adım başlarken onu kurban etmen emrediliyor.

Bu kıssadan çıkarılacak asıl hisse şudur: Allah, dünyalık tabularımızı ve nefsimizi kurban etmemizi istemektedir. Bilirsiniz, kurbanın manası “Yakınlaşmak” demektir. Allah’a yakınlaşmak; O’nun razı olacağı şekilde canımızdan, malımızdan ve dünyadaki her şeyimizden geçerek, kulluğumuzu samimiyetle yaşamaktır. Hz. İbrahim gibi endişesiz, arkasını önünü düşünmeden emre itaat ederek nefsimizi ilahi iradeye teslim edebilmektir.

Dünyalık Tabularımız ve “Ne Derler?” Putu

İşte Allah bize “Kendinizi kurban edin.” demekle; dünyalık bütün malımızı, mülkümüzü, makamımızı ve mevkiimizi O’nun emrine vermemizi istemektedir. Özellikle de bu dünyadaki tabularımızı ve hayatımıza dayatılan “Ne derler?” prangalarını terk etmemizi emretmektedir.

Günümüzde hayatımız iki tehlikeli temel üzerine kurulmuş durumda: Biri bizi dünyaya bağlayan geçici sevgiler (mal mülk, hazlar, eğlenceler), diğeri ise “İnsanlar ne der?” korkusu.

Mesela hayatımızın en önemli dönüm noktalarından biri olan düğünleri ele alalım. Çocuğumuzu evlendirirken veya kendimiz evlenirken, Allah’ın rızası yerine insanların ne diyeceğini düşünüyoruz. Düğünde veya evin döşenmesinde olup olmaması hiç önemli olmayan küçücük şeyleri bile gösteriş uğruna, “İnsanlar ne der?” baskısıyla almak için ömrümüzü tüketiyoruz. Bir ceviz kabuğunu doldurmayacak meseleler yüzünden nikah esnasında çiftler ayrılıyor; aileler birbirine giriyor. Allah’ın emriyle çıktığımız yolda, gösterişin emriyle düğün yapıyoruz. Ve biz bu çelişkiyi hayatımızın her alanında; evimize eşya alırken de üstümüze bir elbise seçerken de yaşıyoruz.

Sabır ve Direnç

Allah’a itaat bütün müminlerin şartsız şurtsuz en önceliğidir. Bu tam itaatle, Allah’a her şeyimizle can, beden ve ruhumuzla teslim olmaktan geçer. İşte orada Allah Hz İbrahim’de itaati, Hz İsmail’de “Sen hiç düşünme, hiç dert etme. Allah ne emrediyorsa onu yap babacığım.” İfadesinde teslimiyetin en zirvesini görmekteyiz.

Müslümanların en mükemmel, en yüce vasfı olan teslimiyet, mutlak itaati getirir. Peki, bu teslimiyet nasıl inşa edilir? Elbette sabırla... Hz. İsmail’in “Emrolunduğunu yap” dedikten hemen sonra eklediği “Beni sabredenlerden bulacaksın” ifadesindeki o muazzam sabırla...

İşte teslimiyet, itaat ve sabrın birleşimidir. Sabır; insana dayanma gücü veren, ister kötü ister iyi olsun, hayatta karşılaştığı her dalgayı göğüsleyebilmesini sağlayan manevi bir dirençtir.

“İşte iyileri biz böyle ödüllendiririz” ayetiyle Allah bize şu müjdeyi veriyor. Eğer siz de Hz. İbrahim ve Hz. İsmail gibi sabır, teslimiyet ve itaat ile yaratılış gayenize uygun bir kulluk yaparsanız, işte o zaman mükafatınızı alırsınız. Çektiğiniz sıkıntılara bedel, daha güzelini ve daha hayırlısını, hiç beklemediğiniz bir anda size ihsan ederim.

Hz. İbrahim, oğlu Hz. İsmail’i kurban etmeye giderken aslında İslam’ın mutlak itaat ve fedakarlık yolunda yürüyordu. O an sanki kainat durmuş, tüm hayat bu eşsiz teslimiyeti seyrediyordu. Şeytan hariç bütün varlıklar, Hz. İbrahim’in bu asil duruşu karşısında nefeslerini tutmuş, neticeyi bekliyorlardı. Bilhassa Hz. İsmail’in metaneti takdir ediliyor; tüm varlık aleminde onun bu vakur duruşu yankılanıyordu.

Hz. İbrahim ateşe atılırken su taşıyan karınca da bu teslimiyet yolunun bir yolcusuydu. Ta gerilerden koştururken “Yetişemezsin!” diyenlere, “Yetişemesem de bu yolda olayım, varsın yetişemeyeyim” diyerek bize en büyük dersi vermişti: Önemli olan menzile varmak değil, doğru bir gaye ve dava uğruna yola revan olmaktır.

Kurbana bu gözle baktığımızda; onun sadece bir hayvan kesimi ve et elde etme faaliyeti olmadığını anlarız. Kurban, kulun her anında Allah ile beraber olabilmesini, O’na asil bir teslimiyetle yakınlaşabileceğini gösteren yüce bir köprü ve ibadettir.

Kurban Bayramınız mübarek olsun. Rabbim, bizleri kendisine gerçekten yakınlaştıracak, rızasına erdirecek kurbanlar kesmeyi nasip eylesin.

Mesut AKDAĞ

 

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık :
Yorumunuz :

Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahaberyorum@hotmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Aliya İzzetbegoviç'i
Tanıma ve Tanıtma Etkinlikleri
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2022    www.anahaberyorum.com          Tasarım ve Programlama: Dr.Murat Kaya