Müjdeler olsun ey ahaliii!
MAKALE
Paylaş
21.06.2026 12:20
2 yorum
2.932 okunma
Ersoy Baba

 

Köyün birinde biri vefat etmiş.

Akşam olmak üzere olduğundan cenazenin ertesi gün defnedilmesine karar vermişler.  Köyün mezar kazıcısı Osman da “ertesi güne kalmadan şimdiden mezarı hazırlayayım” diye kazıya başlamış. Akşam gün batımına yakın mezarın kazma işlemi bitmiş. Osman öyle yorulmuş ki mezarın içinde dinlenmek için uzandığında içi geçmiş, uyuyakalmış.

O sırada kasabadan köye dönen Ali Rıza Bakmış mezarlıkta ağaçta bir ceket asılı. Yaklaşınca da yeni açılmış mezar yerini görmüş. Merakını yenemeyip mezarın içine doğru bakınca horlaya horlaya uyuyan Osman’ı görmüş.

-“Dur şunu biraz korkutayım hele” diyerek siyah atkısını kafasına sarıp yüzü gözü belli olmayacak şekilde kapanınca mezara inmiş. Ayağıyla dürterek Osman’ı uyandırmış ve:

-“Rabbin kiiiim?” diye gürlercesine sorguya başlamış.

Uykudan uyanıp tepesindeki simsiyah karaltıyı görünce, hele de sorguyu duyunca eli ayağı titremeye başlamış.

-“Be.. Ben ölü değilim. Ö..Ölü yarın gele.. gelecek”

Alirıza şakanın tadını iyice aldığından daha gür ve ürpertici bir sesle tekrar sormuş:

-“Rabbin kiiiiiim?!!”

Osman ter içinde, “kendinin ölü olmadığını, sadece gariban bir mezar kazıcısı olduğunu, ölünün yarın öğle namazını müteakip geleceğini” izah etmeye çalışırken gözü kenardaki kazmaya ilişmiş.

Fırsatını bulup kazmayı kaptığı gibi karartılar içindeki sorgu meleği olduğunu sandığı kişinin kafasına saplamış. Kazma kafasına saplanınca o da düşüp kalmış mezarın içinde.

Osman telaşla mezardan fırlamış. Kan ter içinde koşa koşa köyün kahvesine dalmış. Nefes nefese:

-“Müjde ey ahaliiii! Sorgu meleğini öldürdüm. Bugünden sonra bizim köyün ölülerine sorgu sual yoook!”

***

O köy hangisidir bilmiyorum ama birileri Mustafa Kemal’in arkasına saklanıp “Bize sorgu sual yok nasolsa” diye malı götürmeye, çeteler kurmaya, uçaklarda garılarla partiler vermeye, paradan kuleler yapmaya, “paranın satın alamayacağı kimse yoktur” diyerek siyasi parti satın almaya kadar gitmişti.

Aslında “Paranın satın alamayacağı kimse” yok. Gerçekten yok. Kimi bin dolara tamah ediyor. Kimi ev kimi de araba karşılığı satın alınabiliyor. O camiada herkes parayla satın alınabilir. Paranın herkesi satın alabildiği yer sadece kendi camialarıdır.

O camia öyle bir camiadır ki satarlar. Kendilerini bile satarlar. Yeter ki para olsun.

-“Hepsi mi öyle. Bak satmayanlar, para karşılığı delege oylarını çar çur etmeyenler de var” diyeceksiniz.

Yok. Onlar da kolayca satarlar. Ancak kendilerine teklif gelmediğinden, ya da öyle bir fırsat oluşmadığından temiz (!) kalmışlardır.

Bir ara Çinlilerle ticaret yapmak zorunda kalmıştık. Çinliler her fırsatı değerlendirip 3 kuruş fazla alabilmek için malzemeden çalmak, yalan söylemek göz boyamak dahil her türlü entrikayı çeviren bir millet.

-“Bu Çinliler neden böyle ticari ahlak yoksunu?” Diye sormuştum da verilen cevap enteresandı:

-“Onlarda Allah inancı yok. Dolayısıyla Ahiret kaygısı da yok. Dünyaya bir kere geliyorlar. Ölünce yok olup gidecekler. O bir kere gelişi iyi değerlendirmek, çok para kazanıp iyi yaşamak, iyi yemek tek hedefleri. Kendilerini tutan bir ahlak anlayışı da olmadığından onlarla ticarette çok dikkatli olunmalı”

Bu kısa anekdottan sonra bu tarafa bakıyoruz.

Adamlar milletin salak anını yakalamış ve gelmişler belediyelere. Bu durumu paraya, şöhrete , zevke ve şehvete çevirmek için ellerine fırsat geçmiş. Onu da vatandaşa hizmete harcayacak değiller ya. Otobüsler yanması arıtma tesislerinin çalıştırılamaması denizi müsilajın, körfezi zehirli suların, sokakları da çöplerin kaplaması önemli değildir.

Bir an önce para kuleleri yapılmalı, parti ele geçirilmeli.

Oradan da Türkiye ele geçirilmeli.

Bu arada da zevkli, eğlenceli, yaşamdan da taviz vermemeli. “Bal tutan parmağını yalar”

Bunların hepsi parmak yalıyorlar. Parmak yalayanlar 2 sınıftan oluşuyor. Hırsızlar ve hainler. “Hırsızlar” fırsatı değerlendirmiş olup şimdi ballı parmaklarını yalayanlar.

“Hainler” olarak adlandırılanlar da partiyi tekrar ellerinde tutup mamalarını kaybetmek istemeyenler.

Sahi “neden İş Bankası halen CHP’nin kasasında durur?”

Devlet neden bu Pakistanlı Müslümanların desteklerinin gasp edilerek kurulduğu bankanın halen o partinin en önemli hırsızlık malı olarak kalmasına göz yumuyor ve bekliyor.

Arınma son birkaç sene ile kalmamalı. Geriye, derine, çok eskiye kadar gidilmeli. Taa kuruluşa hatta devletin kuruluşuna kadar gitmeli. Ama buna Kemal’in kapasitesi yetmez. Bu güce sahip olanlarda da henüz o çapta bir kımıldanma yok.

***

Bir de dikkatimi çeken tüm yayın organlarının, hatta muhalefete muhalif yayın organlarının bile hırsızlar-Hainler cenderesinde sıkışıp kalması.

Bu çakalların birbirlerine karşı yaptıkları hamleleri ballandıra ballandıra anlatarak ekranı onlarla doldurmaları mide bulandırıcı.

Bana ne onların birbirlerine karşı yaptıkları Bizans oyunlarından?

Bunlar bana önceki seçimi hatırlattı.

Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde “yandaş” olarak adlandırılan yayın kurumlarında sabahtan akşama 6’lı masa gündem olurdu.

-“6’lı masada kim ne demiş, kim yan dönmüş, hangi sandalye daha yüksekmiş, kimin adayı kimmiş, kim osurmuş, kim tuvaleti çok kullanmış vs, vs, vs.”

Sabah açtığımızda haber sitelerinde, canlı yayınlarda, TV’lerde, radyolarda 6’lı masa haberlerinden kusmak gelirdi. Hepsi adeta o camiadan kendilerine dehşet paralar akmış gibi onların borusunu öttürürlerdi (Bu da bir araştırma konusudur).

Medya haberlerinde zerre kadar Cumhur İttifakı’nın yaptığı hizmetlere yer verseydi oy oranları farklı olurdu.

Şimdilerde de aynı oyun pazarlamada. “Hainlerin” CHP’sini parlatmak ve “hırsızların” yeni partisinin halk nezdinde kabulünü sağlamak. Tartışmalar hırsızlığı, namussuzluğu ve ahlaksızlığı örtmek amaçlı. Dikkat ettiyseniz hiçbiri konuşulmuyor. Unutturuldu gettii. Tüm medyanın yaptığı işte budur.

*** 

Sevgili okurlarım. Benim yazılarımda giriş-gelişme- sonuç standardı aramayın lütfen. Yazı sonu fıkrasını başta anlattığımdan ofsayta düştünüz. Fıkra bekliyorsunuz. Yok.

Haftaya inşallah.

Selam, sevgi ve saygılarımla.

Kalın sağlıcakla.

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık :
Yorumunuz :

Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Toplam 2 yorum yapıldı
Erce Yazmak
Güzel ve anlamlı bir yazı. Çok güldüm. Teşekkürler.
Yorum Ekleyen: Prof. Dr. Ahmet Akbaba     23.06.2026 14:05:09
Köfteciler!
Baba Ersoy, Bu anlattığın hırsız,soysuz,ahlaksız yapı,yakın tarihimiz boyunca topluma bakteri üretmiş,mikrop yuvasına dönmüş bir kurum! En iyisi üstüne toprak atın gitsin de kokusu etrafı bizar etmesin!
Yorum Ekleyen: Ferami YILDIRIM     21.06.2026 13:33:48
Ersoy Baba
YAZARIN ÖZGEÇMİŞİ

Yazarın Özgeçmişi:
Ersoy Baba sınıfta kalma yokkenki yıllarda ilkokulu okudu. Hastalıkları sebebiyle okula gidemese de zorla mezun edildi.
Lise tahsilinden sonra Ankara'ya yerleşti.Teklifler Oxfort'tan gelmesine rağmen Gazi Eğitim Fakültesini tercih etti.  Ersoy baba bi gazetenin matbaasında tashihler  yaptı. Sonra birden kendini aynı gazetenin editör masasında buldu. Editör yemekten döndüğünde masadan kalkmak zorunda kaldı. Hırs yaptı ve rakip gazetede köşe yazarlığına kadar yükseldi. Şimdilerde emekli oldu. Gidip kahve köşelerinde oturacağına gazete köşelerinde milleti yazılarıyla meşgul ediyor.

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahaberyorum@hotmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Aliya İzzetbegoviç'i
Tanıma ve Tanıtma Etkinlikleri
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2022    www.anahaberyorum.com          Tasarım ve Programlama: Dr.Murat Kaya