Daha ziyade suyun akış serüvenini dinlemişizdir. Su, kimse ile inatlaşmadan akar. Yüksek yerden çıkan suyun hedefi alçak yerlerdeki denize ulaşmaktır. Su kendi yolunu bulur. Hani anlatırlar ya, önüne bir kaya gelse, kayayı sağından veya solundan geçerek akmaya devam eder. Kaya ile kavga etmez. Kaya büyük ve yüksek ise, bazen, önünde gölet oluşturur dağı aşar, gene yoluna devam eder su.. Bunun için ‘su akar yolunu bulur” denmiştir.
Su tabiata hayat verir. Etraftaki yeşilliklerinin müsebbibi sudur. Sadece tabiattaki yeşillikler değil.. İnsanlar da hayat kurarken, şehir kurarken, ev yaparken bir su kenarında olmayı yeğlemiştir. Su hayattır. Anadolu’ya bakın. Bütün şehirler bir su kenarında olmaya çalışmıştır. Devamlı akmasa da en azından ara sıra akan bir derenin başı bile yerleşim yeri olmuştur. Su tabiatın görünen yüzüdür.
Tabiatın bir de görünmeyen yüzü vardır. Bu, rüzgardır. Rüzgar görünmez. Ama etkileri ile fark edilir.
Rüzgar estiği zaman ağacın dalları sallanır. Karayel çıktı. Poyraz çıktı, filiz kıran çıktı deriz .Ama onu el ile tutamaz, gözle göremeyiz. Etkileri ile fark ederiz yani.
Rüzgar da bir yönden bir yöne eser. Rüzgar eserken, su gibi kimseye rahatsızlık vermeden istediği yöne eser. Su, kimse ile kavga etmeden yol bulur. Rüzgar da..
Rüzgarın önüne sert bir kaya veya dağ gelse, su gibi gidecek bir yol bulur. Dağın üzerinden aşar veya yanından geçer, varacağı yere gene varır. Rüzgar, önüne bir engel çıktığı için yolundan dönmeyen su gibi gedeceği yere gider. Gerisin geriye dönmez.
En soğuk rüzgar, Sibirya’dan esen rüzgardır. Bu rüzgarlar, faraza, Türkiye’ye gelse, ülkemizde de büyük bir soğuk iklim olurdu. Soğuk rüzgar, her zaman bizden tarafa daima esiyor. Sibirya’dan gelen soğuk rüzgarlar, yolda Kafkas Dağları’na çarparak yön ve şekil değiştiriyor. Dağ soğuk rüzgarı yumuşatıyor. Dağın etkisi ile rüzgar aynı zamanda Karadeniz’e yöneliyor. Yumuşayan rüzgar bölgede sanki Akdeniz havası oluşturuyor. Şimdi Doğu Karadeniz ‘de küçük bir bölgede Akdeniz’de yetişen bitkiler yetişiyor bu sayede..
Dağa çarpma sonucu rüzgar bazen ülkeye tropikal bitki üretme imkanı da veriyor. Anamur civarında Toros Dağları’na çarpan rüzgar oralarda muz yetiştirilmesini imkan sağlıyor. Bu, gene rüzgarın şekil değiştirmesinden kaynaklanıyor. Anamur’da , Akdeniz iklimi hakim. Aynı sırada Antalya’da ve daha batıda Fethiye’de Anamur’daki tropikal hava yok. Yani Anamur’un batısında muz üretimi yapılacak kadar yoğunluk yok. Çünkü Toroslara çarpan rüzgar oralarda böyle bir etki meydana getiremiyor.
Iğdır’da da Akdeniz’deki meyvelerin yetiştirilmesi ve pamuk ekimi de rüzgarın etkisindendir.
Rüzgarın meydana getirdiği bu bereketli imkan, bazen, insanlara tercih imkanı da sağlar. Bazı yerde ne ekerseniz o bitki veya meyve de olur. Mesela Malatya civarı kayısının vatanıdır. İklim bilimciler, Malatya’da Akdeniz ürünü olan tütünün de yetişebileceğini tespit etmiştir. Ama Malatyalılar tütün yerine kayısı yetiştirmeyi tercih etmiştir.
Efendim, bitki örtüsünü değiştiren rüzgarlara Fön Rüzgarları denirmiş.
Adli Tatil’den önce memlekete gittik. Bizim birader, köydeki evimizin hemen yakınına bir ev yapmış.
Bu ev rüzgarımızı engeller mi dedik, Fön Rüzgarlarını bilmeden önce... Baktık ki, rüzgar yeni binanın üstünden, sağından ve sol yanından bizim balkona kadar eskisi gibi geliyor.
Su akar yolunu bulur, rüzgar eser yönünü bulur. Suyunuz ve rüzgarınız kesilmesin..