İslam’da, başka dinden olanlar veya dinsiz olanlar zorla dine sokulmazlar; bunlara Müslüman olmaları teklif edilir, olmazlarsa devlete bağlı (zimmî) olmaları veya duruma göre karşı tarafa barış teklif edilir.
İslam devleti, diğer devletlerle üç ilişki içinde olurlar: Öncesinde, dine ve yurda karşı savaş açanları İslam’a davet ve teslim teklifi bulunan savaş vardır, ikinci barış, üçüncüsü tarafsızlık.
Zimmî, Müslüman olmayan İslam devleti vatandaşıdır; Liyakata değil de insan olmaya bağlı bütün haklardan Müslümanlar gibi yararlanarak yaşarlar.
Müminlerin ve Müslümanların da davete, nasihate, ıslaha ihtiyaçları vardır. Bunu başta aile ve ehil kişiler ile diğer eğitim kurumları yaparlar.
Şimdi bazı iyi niyetli ama bence usulsüz bir tebliğ ve davet şekli çıktı: Dinlemek isteyen ve istemeyen insanların topluca bulundukları bir yere amiyane deyişle bodoslamadan dalan bazı farklı kıyafetli hocalar ve oradakilerin durum ve seviyelerini göz önüne almadan tebliğ ve davete başlıyorlar, bazen insanlar ses çıkarmıyor, bazen tepki verenler oluyor, sonucun amaca uygun olduğu kanaatinde değilim.
Geleneğimizde de tebliğ, eğitim, irşad, vaaz böyle yapılmamıştır; ailede, medresede, tekkede, özel meclislerde yapılmıştır. Emir bi’l-ma’râf… vazifesini de İhtisâb kurumu üstlenmiştir.
Günümüzde kitle iletişim araçları var, buradan da davet, tebliğ ve vaaz yapanlar oluyor ama, burada istemeyene dinletme durumu yok, isteyen açar okur, dinler, istemeyen açmaz.
Günümüzde yukarıda sıraladığım kurum, kuruluş ve araçlarda faaliyet devam ediyor, ancak dijital iletişimde oldukça gerideyiz. Film, oyun vb. görüntülü malzeme, bizim değerlerimiz bakımından oldukça yıkıcı ve bozucu olarak her saat her yerde kullanılıyor; her yerde çünkü herkesin elinde en az bir tane sözde akıllı telefon var.
Müslümanlara da Müslüman olmayanlara da davetin nasıl olacağını Allah Teâlâ şöyle açıklamıştır: