“ZAMANA YEMİN OLSUN Kİ…”
MAKALE
Paylaş
29.10.2026 22:03
525 okunma
Hilmi Semerci

Ömür halısını ilmek ilmek zamanın gergefinde dokuruz.

Yüzyılları,yılları,ayları,günleri,saatleri,dakikaları,saniyeleri ve saliseleriyle  Allah’ın insana en büyük nimeti ve emaneti,insan hayatının en  önemli sermayesidir zaman.Gündelik hayatta en küçük zaman birimi salise olmasına rağmen,bilimde saliseden milyarlarca kez küçük zaman birimleri vardır.

Zaman kaybı, telafisi imkansız bir kayıptır.Bırakın yüzyılı;saniyeler,saliseler bile kayıpların ya da kazançların en büyüğüne dönüşebilir. Yaşamla ölüm arasındaki kritik eşikte olan ağır yaralı bir hasta için saniyeler,saliseler bile belirleyicidir. Asıl dramatik olan,hayatlarını,gününü gün etmeye indirgemiş, ölümden ve ahiretten habersiz; sokakları,eğlence yerlerini, parkları, kahveleri dolduran ve  zamanlarıyla birlikte hayatlarını da ziyan eden milyonlarca insanın durumudur.

Âlemlerin Rabb’i, insanlığın binlerce yıldan beri değişmeyen bu en büyük hakikatini üç ayette uyarı kıvamında adeta özetlemiş: ”Zamana yemin olsun ki insan hüsran (ziyan)dadır.  Ancak inanıp iyi işler yapanlar, birbirlerine hakkı tavsiye edenler. birbirlerine sabrı tavsiye edenler hariç.” (Asr>1-2-3)” Zamanlarını ziyan edenler,kendilerine yazık eder. Zamanı verimli kullanmayı, “İki günü birbirine eşit olan ziyandadır.” diyen Allah’ın elçisinden daha güzel nasıl anlatabiliriz? Zamanlarını iyiliğe adayanlar,hakkın ve sabrın insanı olabilenler asla kaybetmezler.

Günler,saatler akıp gidiyor. Ömür sermayesi hızla tükeniyor. Bugün, dünde yarındı; yarında da dün olacaktır. Vazgeçilmez ve değerli olan bugündür ve bugünün hakkını, düne dönüşmeden vermektir. Hakkı verilmeden kaybedilen günler en acı kayıptır.Şair boşa tükettiği günlerin ardından duyduğu derin pişmanlığın üzüntüsünü adeta tövbeye dönüştürmüş:

“Nur topu günlerin kanına girdim.                                                                                                                                              

Kutsî emaneti yedim bitirdim.”

“Ne güneşler doğup battı üstümden,                                                                                                                                                  

Bir günü bir  güne bağlayamadım.” 

Düşünebiliyor musunuz? Güneşler doğuyor,batıyor; doğuyor,batıyor.Siz uyur ve oynar gibi yaşamaya devam ediyorsunuz.Bir bakıyorsunuz ki hiçbir şeyin farkında olmadan sona gelmişsiniz. Bundan daha büyük bir kayıp olabilir mi?

Her uyandığımız yeni gün, bahşedilmiş büyük bir armağandır. Paha biçilmez bir fırsattır,bir servettir.Yaşama takvimimiz ilahi iradenin tasarrufunda şekillenmektedir. Miktarını bizim bilemediğimiz sayılı yıllarımız, sayılı aylarımız, sayılı günlerimiz, saatlerimiz,saniyelerimiz vardır.Var sayalım ki bugün son günümüzdür. Bitti mi? Hayır. Hayat emaneti son günümüzün  hangi saati,hangi dakikası,hangi saniyesi,hangi salisesi geri alınacak? Yolcluk anının salisesinde bile şaşma olmaz. Fakat zavallı insan bunların hiçbirinin farkında değildir. Daha da acısı, yüceler yücesi Rabb’inin sonsuz kudretinin ve kendi acizliğinin de farkında değildir.

Her yeni günümüzü, hayatımızın son günüymüş gibi karşılayabilirsek; dikkatimiz, duyarlılığımız anlatılmaz ölçüde keskinleşir. Gözümüzü ve gönlümüzü açarız,bütün varlığımızı ve potansiyelimizi harekete geçiririz, günahlarımızın korkusu ve pişmanlığı içinde tövbelere ve dualara sığınırız, gözyaşlarımızla secdelere kapanırız.Bütün kirli işler önümüze serilse asla dönüp bakmayız.Bir iyiliğe destek verme imkanı doğsa dört elle sarılırız. Seksen yıllık ömrümüze sığdıramayacağımız dolulukta bir kulluk ve insanlık duruşunu bir günün içine sığdırmış,bir günümüzü, paha biçilmez bir servete dönüştürmüş oluruz.

İnsanın hüsranını hazırlayan nedenlerden biri de bugünü yarına ertelemektir.Beden ve gönül dünyasını vahiyin donattığı bir insan olan Peygamberimiz, insanlığa ışık tutacak evrensel bir gerçekliği dile getiriyor: “Yarın yaparım diyenler helak oldular.”  Bu,çok yaygın ve tehlikeli bir hastalıktır: ”Yarın çalışırım.”, ”Acelesi yok,haftaya bakarız.”, ”Daha genciz, yaşayacağız,ileriki yaşlarda namaza  başlarız.”, ”Elli yaşına gelince yaptığımız kötülüklere tövbe eder,daha düzgün yaşamaya başlarız.” Oysa hiç kimsenin yarına çıkma garantisi yoktur.

Yine sevgili önderimiz, sekiz milyarı, ibret ve ışık dolu şu güzel sözüyle uyarıyor:  "İki büyük nimet vardır ki insanların çoğu bunlarda hep aldanır.Bunlar sağlık ve boş vakittir.” Adam sabaha kadar oturduğu içki masasında Allah’ın, sağlık ve zaman gibi iki büyük nimet ve emanetine ihanet ediyor.Şairin o güzel deyişiyle nur topu saatlerinin ve sağlığının kanına giriyor.

Bugünlerini, dopdolu ve tertemiz  yaşayıp dünlerine katabilenler,dünya ve ahiret hayatının asıl kazananları ve kahramanlarıdır.

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık :
Yorumunuz :

Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahaberyorum@hotmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Aliya İzzetbegoviç'i
Tanıma ve Tanıtma Etkinlikleri
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2022    www.anahaberyorum.com          Tasarım ve Programlama: Dr.Murat Kaya