Dünya tarihinde namlı seyyahlar vardır. Aylar ve yıllar süren gezilerinde tanımadıkları yerlerden geçip varılacak yerlere birer birer ulaştıklarında yollardaki masrafları, ne yiyip ve ne içtikleri , ne zorluklar çektikleri, bu kadar zahmetten sonra neler elde ettikleri elbette merak konusu olmuştur.
Düşünün.. Yolculuk 4 yıl sürüyor.4 yıl yol yürüyorlar. Yolda dinlenerek, bir yerlerde kalarak, yiyecek bulup karınlarını doyurarak.. Ve, bazen yürüyerek, bazen atla ve deve ile yol alarak.. Yiyeceği nasıl buluyorlar, bulsalar bile, bunların masrafını kim ödüyor ?
Marko Polo, babası , amcası ve iki keşiş, Çin’e gitmek üzere İtalya’dan yola çıkıyorlar. Keşişler yola dayanamayıp, belli bir yerden geri dönüyorlar.. Yolda üç kişi var. Yıl 1271..
Baba ve amca aslında zengin. Marko, o zaman 16 yaşında. Çin’e vardıklarında 21 yaşına geliyor.Tarihi kaynaklar, gezginlerin yolda Moğol Hükümdarı Kubilay Han’ın kervansaraylarında konakladıklarını yazıyor. Bu sebeple barınma konusu halledilmiş durumda..
Çin’e vardıklarında Kubilay Han’ın hizmetine giriyor Marko Polo. Han,O’nun zeka ve kabiliyetini hemen fark ediyor. İlerleyen yıllarda özel elçi, diplomat ve illerde vali olarak görev yapıyor. Ayrıca Kubilay Han Polo’yu civar devletlere incelemelere de gönderiyor.
Marko Polo , babası ve amcası Çin’de 24 yıl kalıyorlar. Bu arada Kubilay Han da ölüyor. Memleket hasretini bahane ederek,İtalya’ya dönüyorlar. Aynı İpek Yolu‘nu takip ederek. Bu sefer dönüş daha kolay oluyor. Hem, bildikleri bir yol, hem de eski kervansaraylar da yerinde duruyor…
Marko Polo ülkeye döndüğünde Cenevizlilerle olan bir savaşta esir düşüyor. İşte, kendinden sonraki seyyahlara büyük bir ışık tutacak Seyahatname burada, o cezaevinde yazılıyor.
Kitapta Çin’in ve uzak doğunun zenginlikleri altın ve gümüşün bol olduğu, yiyeceğin ve diğer önemli imkanların çok olduğu yazılıyor. Kitap çok kişiyi etkiliyor. Mesela, Kristof Kolomp, bir denizci olarak Marko Polo’nun anlattıklarından etkileniyor. Oralara gitmek istiyor deniz yolu ile..Kolomp, hep batı istikametine giderse, Çin’e ve Hindistan’a varacağını hesap etti. Okyanusta Çin’i ve Hindistan’ı aradı. Gide gide şimdiki ABD’nin güney taraflarına vardı. Oradaki adaları gördü. Küba’yı mesela. Buralar Çin ve Hindistan’ın adalarıdır dedi. Diğer yandan başka denizci seyyahlar da aynı heyecana kapıldı.Vasko Dö Gama, Amerika Dö Vaspuçi gibi. Amerika’yı asıl keşfeden Kristof Kolomp olduğu halde oraya
Amerika Dö Vaspuçi’nin adı verildi. Kristof Kolomp’a yazık oldu.
Marko Polo’nun kitabını okuyan büyük denizciler; Çin ve Hindistan’ı bulamadılar ama, O’nların Polo’ nun anlattığı yer sandıkları yerler, şimdi ayrı bir dünya.
Meşhur gezginlerden birisi de İbni Batuda’dır.
İbni Batuda ,Polo gibi dünyanın yarısını gezdi.21 yaşında 1325’te Fas-Tanca’dan yola çıktı Batuda..
Önce hacca gitti, sonra bütün orta doğu’yu gezdi.
Polo zengin bir seyyahtı. Zorluklar gördü ama, Kubilay Han’ın kervansayarlarında konaklayarak rahat etti çoğu zaman.. İbni Batuda da ileri yıllarda Polo’nun rahatlığını gören bir seyyah oldu. Hindistan’da yerel sultanlıklarda yöneticilik ve eğitmenlik yaptı. Fıkıh alanında tahsilini ilerletti. Yıllarca Hindistan’da kaldı. Hindistan gezisi O’nu konuştuğu zaman dinlenen ve ağırlığı olan bir alim yaptı.
İbni Batuda’nın gezdiği yerlerin uzunluğu 120.000 kilometredir. 30 yıl gezdi İbni Batuda..
Marko Polo Türkiye’den geçmişti. Bazı Türk şehirlerinde kaldı. Kitabında Anadolu’daki bazı şehirleri sayar. Oralardan sitayişle bahseder. Polo’nun geçtiği yerlere 50 yıl kadar sonra İbni Batuda da geldi.O zaman Anadolu Selçuklu devleti yıkılmış ,yerine Anadolu’da 15 kadar Oğuz boyu ayrı ayrı beylikler kurmuştu. İşte İbni Batuda , Orhan Gazi başta olmak üzere diğer tüm Türk beylerini saraylarında ziyaret etti. Beylerle görüşmeler yaptı. İbni Batuda yüksek ilmi sayesinde beyliklerde büyük itibar gördü. Çoğu zaman beylerin saraylarında veya Ahi Ocakları’nın zaviyelerinde kaldı. Hiç bir zaman alalade evlerde kalmadı.
İbni Batuda , Anadolu’da o kadar itibar gördü ki,aldığı hediyeler 3-4 deve yükünü buluyor, yanında çalışan,atını yularını çeken ve develerini güdenlerin sayısı bazen 7-8 kişiyi buluyordu.
İbni Batuda 30 yıl gezdikten sonra memleketi Fas-Tunca’ya döndü. Gezisini Fas Sultanına anlattı. Fas sultanı “.bunları kitap haline getir” dedi. Böylece İbni Batuda’nın Seyahatnamesi çıktı.
İbni Batuda Anadolu’yu çok sevdi.”.Allah güzellikleri başka ülkelere azar azar vermiş. Ama Anadolu topraklarına hepsini birden vermiş” diye yazıyor kitabında. Ülkemizin güzelliklerini anlata anlata bitiremiyor Batuda..Anadolu O’na göre Diyar-ı Rum’dur. Seyahatnamede bir tek menfi cümle vardır Batuda’nın.. Bir şehrimizde haşhaş tarlalarını görünce; “.afyon kullanıyorlar “diye sitem ediyor şehir yerel halkına ( Ama bu görüşü yanlıştır. Zira haşhaş tarlalarının varlığı afyon kullanıldığının işareti değildir)
Evet. Bir de bizim seyyahımız var: Evliya Çel
ebi.(Davam edeceğim)