TEŞHİRCİLİK: İNSANIN AYRICALIĞINI VE MAHREMİYETİNİ YOK ETME GİRİŞİMİ
MAKALE
Paylaş
09.05.2026 16:08
2.457 okunma
Prof. Dr. Cağfer Karadaş

Teşhircilik kavramına TDK Sözlükte göstermecilik karılığı getirilmiş. Göstermecilik “kendini üstün gösterme çabası” şeklinde tanımlanırken bunun psikolojide “cinsel organlarını gösterme biçiminde görülen ruhsal sapıklık” anlamına geldiğine de yer verilmiş. Demek ki teşhircilik kişinin kendini veya kendinde olanı gösterme veya sergileme çabası olarak nitelenebilir. En çok dikkat çeken kişinin vücudunu veya vücudundaki mahrem organlarını gösterme veya sergilemedir. Halbuki insan, vücudunu giyinerek örten, teşhire yer vermeyen ve özellikle mahrem yerlerini gizlemeyi önemseyen ve açılması durumunda utanç duyan bir fıtrî yapıda yaratılmıştır. Çünkü giyinmek diğer canlıların aksine insanı ayrıcalıklı kılan en temel ihtiyaçlarından biridir.

Bunu biraz açacak olursak istisnasız tüm canlılar için temel ve zorunlu iki temel ihtiyaç vardır. Bunlardan birincisi yeme-içme, ikincisi ise barınmadır. Yeme-içmenin temel ve zorunlu ihtiyaç olduğu tartışmasızdır. Barınma ise kimi hayvanlarda yuva şeklinde kimilerinde ise yaşam alanı veya avlanma bölgesi şeklinde ortaya çıkar. O yüzden her hayvan yuvasını veya yaşam alanını canı pahasına savunur. İnsanın onlardan farkı her ikisini birden savunma özelliğinde olmasıdır. İnsanoğlu için yuva ne kadar önemliyse yaşadığı bölge de o kadar önemlidir. Bu yüzden yaşanılan bölgeye vatan adı verilmiş ve savunulması kutsal sayılmıştır.

Bir üçüncü zorunlu temel ihtiyaç vardır ki, insan tüm canlılardan bu özelliğiyle ayrılır ve ayrıcalıklı hale gelir. Bu ihtiyaç da giyinme ve örtünme zorunluluğu olarak karşımıza çıkar. Tarihe ve bugüne bakıldığında insan için her dönem ve bölgede giyinme bir zorunluluk olarak görülmüştür. Soğuktan, sıcaktan, dışardan gelebilecek birtakım tehlikelerden korunmak için insan, vücudunu örtme ihtiyacı içinde yaratılmıştır. Soğuktan etkilenmenin en az olduğu tropikal bölgelerde bile insanlar hiç değilse edep bölgelerini örtmeyi zorunlu ihtiyaç olarak görmüşlerdir. Demek ke edep ve mahremiyetini koruma duygusu örtünme için bir başka temel gerekçedir.

Eskiden beri felsefe kitaplarında düşünme yönüyle insanın diğer canlılardan ve özellikle de hayvanlardan ayrıldığı söylenmektedir. Bu doğrudur ancak insanları diğer canlılardan ayıran zorunlu temel ihtiyaçlardan birinin de giyinmek olduğu aşikardır.  Bu yüzden her çağ ve bölgede insanlar dinlerine ve milliyetlerine bakılmaksızın giyinme ve örtünme eğilimi içinde olmuşlardır. Ta ki modern zamanlara gelene kadar. 

Modern zamanlarda ise tam tersine insanlar soyunmaya teşvik edilirken evcil adı verilen hayvanlar giyindirilmeye çalışılmaktadır. Bu iki yöneliş de hem insanlara hem de hayvanlara zarar verici bir eğilim olup çocuktan hayvana doğru merhamet sapmasına da yol açmaktadır. İnsanı çıplak bırakmak ne kadar eziyet ve zulüm ise bir hayvanı giydirmeye kalkışmak da aynı şekilde eziyet ve zulümdür. Çünkü insanlar için çıplaklık ne kadar doğallıklarına aykırılık teşkil ediyorsa hayvanlar için de giyinmek o kadar doğal yapılarına aykırıdır. Bir de bunu hayvan haklarını savunan veya hayvan sevgisi gösterisinde bulunanların yapması ise yaman bir çelişki ve ironidir.

Eskiden gösteriş; sahip olunan mülkler, elbiseler veya vücuda takılan kıymetli eşyalar üzerinden yapılırdı. İnsanın örtünmeyi aşağı çekmesi, vücudunun teşhir alanı sayılmasını beraberinde getirmiştir. Bu gelişme çağın sahte ve istismar kokan özgürlük algısıyla desteklenerek, insan vücuduna yönelik iki yönlü müdahale heves ve eğilimini doğurmuştur. Böylece insanın bedeni, bir yandan dövme denilen resimler için bir tuval kağıdı hükmüne indirgenirken diğer yandan estetik adı altıda adeta heykeltraşın elindeki mermer rolüne sokulmuştur. Sonuçta ihtiyaçtan, inançtan, gelenekten ve hayâ duygusundan kaynaklanan örtünme yerine, bedeni gösterme ve başkalarına görünme duygusu baskın çıkmaya başlamıştır. Bu da örfî, dinî ve ahlakî birçok değerin aşınmasına ve hatta yok olmasına veya yok sayılmasına yol açmıştır.

Tabi ki bu giyimden kaçışın veya çıplaklığa yönelişin bir psikolojik bir de ahlakî boyutu bulunmaktadır. Psikolojik boyutunda gösterme ve görünmeyle kendini tatmin etme, başkalarına beğenilerek onlar nezdinde varlığını ispat etme, toplum içinde farklı ve ayrıcalıklı bir yer edinme istek ve arzusu bulunmaktadır. Ahlakî tarafta ise kendi kişiliğinden, benliğinden ve değerlerinden yoksun kalmaya razı olma hatta gönüllü olarak terk etme ve böylece ahlakın sınırlarından kendini kurtarmış gibi görünme vardır.

Öte yandan örtünmeyi soğuk ve sıcağa karşı zorunlu ihtiyaç noktasına indirgeyen insan, ahlakî değerler olan hayâ ve mahremiyeti yok saymayı ve kişisel sırlarını ifşa etmeyi bir maharet olarak görme noktasına gelmiştir.

Bir de bu görünme ve gösterme üzerinden gelir elde etmeye başladığında, artık olaya ekonomik bir boyut kazandırılmıştır. Günümüzde görsel materyallerin çoğalması, iletişim araçlarının gelişmesi ve insanların görme merakının sürekli tahrik edilmesi maalesef böyle bir sektörün doğmasına neden olmuştur. Artık sosyal ağlar ve görsel medya organları, bir ölçüde teşhir aracına dönüşmüş durumdadır.

Habercilikte bile olaylar ve gelişmeler en ince detaylarına kadar verilerek kişisel haklar ve duygular yok sayılmakta, mağdur ve mazlum bir haber objesi konumuna düşürülerek acıları ve kayıpları üzerinden teşhir faaliyeti yürütülmektedir. Suçların ve günahların her gün hatta her saat sürekli tekrarlanması, toplum nezdinde bir kanıksamaya, boş vermişliğe ve umursamazlığa yok açmış durumdadır. Artık ahlakî değerler olan adalet, merhamet, yardımlaşma ve dayanışma duygusu yavaş yavaş kaybolmaya yüz tutmuştur.

Teşhirciliğin bir başka boyutu ise internet ortamında kişilerin kendisini, ailesini, yediğini, içtiğini, giydiğini ve hatta hac ve umrede olduğu gibi ibadetlerini bile gösterme arzusuna boyun eğmesidir. Yeni doğmuş bebeği kucağa alıp internet ortamında sergilemek teşhircilikten başka bir şey değildir. Bunu “sevincimi insanlarla paylaşıyorum” bahanesiyle açıklamak, çok da yeterli değildir, zira “kiminle paylaşıyorsun?” sorusuna verilecek mantıklı bir cevap yoktur. Bizim örf, adet ve geleneklerimizde sevinçlerimizi ve üzüntülerimizi eş, dost ve akraba arasında paylaşırız. Kaldı ki uzmanlar, aile bireyleri ve özellikle çocukların görsellerinin internet ortamında paylaşılmasının bazı kötü niyetlilerce istismar edilebileceği hususunda uyarmaktadırlar. Nitekim vücudunu teşhir edenler de “Allah’ın verdiği güzelliği insanlardan neden gizleyim?” gibi temelsiz bir gerekçeye sarılmaktadırlar. Eğer öyleyse, Yüce Allah neden insanlara örtünmeyi emrediyor?

Hasılı kişinin mahremiyetinin başkalarına açılması, aile içinde kalması gereken bir hususun dışarıya servis edilmesi, yakınlarıyla veya dostlarıyla paylaşılması gerekenin umuma ilan edilmesi, kişinin ahlakî sınırlarını tayin etmede güçlük yaşadığının göstergesidir. Zira başkasının mahremini araştırmak ve ifşa etmek ne kadar ahlaka aykırı ise kişinin kendi mahremini ortaya dökmesi de aynı şekilde ahlaka aykırıdır. Şunu da itiraf edelim bu kötü salgın, uçundan kıyısından neredeyse herkese bulaşmış vaziyettedir. Buna fert ve toplum olarak bir çözüm bulmak zorunda olduğumuz kaçınılmaz bir ahlakî görevdir.

22 Zilkade 1447 / 9 Mayıs 2026

 

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık :
Yorumunuz :

Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahaberyorum@hotmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Aliya İzzetbegoviç'i
Tanıma ve Tanıtma Etkinlikleri
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2022    www.anahaberyorum.com          Tasarım ve Programlama: Dr.Murat Kaya