AHLAKTA SINIR BİLİNCİ
MAKALE
Paylaş
24.10.2026 20:53
1.140 okunma
Prof. Dr. Cağfer Karadaş

İnsan, varlıklar içerisinde akıllı, iradeli, düşünen, karar alan, başta aile olmak üzere toplumsal yapılara aidiyet duygusu taşıyan, giyinme ihtiyacı ve özelliğiyle hayvanlardan ayrılan yönünün yanında ahlaklı olmasıyla da ayrıcalıklı bir konumdadır. Ahlak asıl itibariyle bir davranış bilinci ve kültürü olarak tanımlanmakla birlikte bu bilincin ve kültürün elde edilmesi kişinin sınırlarını tanımasıyla başlar ve bu sınırların hatırda tutulmasıyla devam eder. O yüzden Yüce Allah ilk insanlar Hz. Âdem ve Hz. Havva’yı yarattığında isimleri öğreterek onlara bilgi donanımı kazandırmasının hemen akabinde yasak ağaçla sınırlarını göstermiştir. Onlar, İblisin yalanına kanarak sınırı geçip yasak ağaca gittiklerinde, sınırın ne kadar önemli olduğunu, kendilerine neyi kaybettirip neyi kazandırdığını tecrübeyle öğrenmişlerdir.

Yaşayarak tecrübe etmek insana çok acı gelir ve bazen bunalıma bile sokabilir. İnsan için en güzeli ve faydalısı, öncekilerin hatalarından ders çıkartarak bir sınır bilinci elde etmek suretiyle acı ve acıklı duruma düşmemektir. Ancak ilk insanlar olan Hz. Âdem ve Hz. Havva’nın istifade edecekleri bir önceleri yoktu. Onlar sıfırdan başlıyorlardı ve ancak kendilerinden sonrasına tecrübe bırakabilirlerdi.

Kullarına rahmetiyle muamele eden Yüce Allah onları yalnız ve çaresiz bırakmadı, samimi pişmanlıklarına karşılık ilahî kelamla destek verdi, onlar da içtenlikle Rablerine dönerek özürlerini bildirdiler, tövbe ettiler ve bağışlandılar. Onların bu samimi tövbeleri, affedilmelerini yani günah ve cezadan kurtulmalarını sağladı ama yapılan hatayı ortadan kaldırmadı. Bu hatanın kalması hem kendileri hem de sonraki nesiller için ibret alınacak bir tecrübeydi, o yüzden Yüce Allah gönderdiği ilahî kitaplarda insanoğluna bu ilk anne ve babanın tecrübesini bildirdi ki herkes çizilen sınırları gözetsin ve kimse kimsenin alanına, hakkına, hukukuna girmesin, kendisine ait olmayanı haksız yere elde etmeye kalkışmasın.

Demek ki ahlak, tutum ve davranışlarda kişinin sınırlarını hatırında tutmasını ve başkalarının sınırlarına saygı duymasını sağlar. Bunun için ahlakın iki desteği vardır, ilahî bildirimler ve akıl.

İlahî bildirimler insanlığın başlangıcından itibaren insana büyük bir bilgi zenginliği bahşetmiş hem bireysel hem de toplumsal hayatının nasıl düzenlemesi gerektiği hususunda kurallar bildirmiş ve bilinç kazandırmıştır. İnsan toplumsal bir varlık olduğu için sadece kendisini düşünmesi ve sınırlarına hâkim olması yetmez, başkalarını hesaba katması ve onların sınırlarına saygı duyması gerekir.

İnsanın toplumsal varlık olduğunun en önemli göstergesi ilk insanların aile olarak yaratılması, çocuklarının olması ve aidiyet bilinci içinde bir arada bulunmalarıdır. Aile içindeki ilk sınır aşımı, Kabil ile yaşanmış ve kardeşi Habil’i katletmesinin cezası hem kendi günahını hem de onun günahını yüklenmesi şeklinde gerçekleşmiştir. Çünkü kul hakkı söz konusu olduğunda kişinin sevabı varsa hakkına girdiği kişiye ödemek için onları kullanabilir, sevabı yoksa hak sahibinin günahını yüklenmek zorunda kalır. Kabil’in durumu sevabı olmayan ve bu yüzden kendi günahıyla birlikte kardeşinin günahını da yüklenmek zorunda kalan kişinin durumuna benzemektedir. (Mâide 5/27-31).

Ahlakın ikinci desteği olan akıl aslında insan için bir frendir. Zira aklın ilk anlamı devenin bağlandığı yulardır. Nasıl ki yular deveyi belli bir sınırda tutarsa, akıl da insanı ahlakî sınırda tutar. Araba örneğinden yola çıkarsak, fren tehlike anında kullanılacak ve arabayı durduracak bir mekanizmadır. Tehlike sınır aşımıyla ortaya çıkar. Akıl da insanı sınırda tutan ve tehlikelerden koruyan Yüce Allah’ın insana bir lütfudur. Akla uymayan insan; duygularının, isteklerinin, şeytanî çeldiricilerin peşine takılmak suretiyle ya aldanarak ya da aldatılarak tıpkı Hz. Âdem ve Hz. Havva’nın düştüğü sınır aşımına uğrar ve elinde olanı da kaybeder.

Tarihe baktığımızda fert, toplum ve hatta devletler arası ilişkilerde meydana gelen olumsuzlukların ve çatışmaların büyük oranda sınır aşımlarından kaynaklandığı bir gerçektir. Bunun için insanlar, ya peygamberlerin getirdiği ilahî düzenlemeleri dikkate alarak ya kendileri akıllarıyla bir düzenleme oluşturarak ya da eskilerin tecrübelerinden yararlanarak örf, adet, hukuk ve en üst noktada ahlak kuralları koyarak fert, toplum ve devlet düzeyinde bir sistem kurma yoluna gitmişlerdir.

Darulfünun hocalarından ve Tecrîd-i Sarih mütercimi Ahmed Naîm Efendinin haklı olarak belirttiği gibi inanç ve dindarlığın azaldığı her dönemde insanlık bozgunculuğun, düşüklüğün, karmaşanın hatta çatışmanın içine sürüklenmiştir. Büyük istilacı İskender ve onun benzeri Cengiz Han örneklerinde görüldüğü gibi en tehlikeli sınır aşımı olan savaş ve yıkım adeta bir hayat tarzı ve kültürü haline gelmiş, Lut kavminde olduğu gibi haz ve şehvet aşımı sonucu cinsel sapkınlık toplumsal kültüre dönüşmüş, bazı kavimlerde ise hak ve hukukta sınır aşımları sonucu zulüm ve haksızlıklar bütün bir toplumu kuşatmıştır.

Peygamberler tarihine baktığımızda onların tek amacının tevhid ve adaleti sağlamak olduğu görülür.

Tevhid mücadelesinin amacı, insanın sınırsız bir güç ve iradeye sahip olmadığı, kendi üstünde yegâne ve sınırsız bir gücün var olduğu ve bu güce hesap vereceği bilinci kazandırmaktır. Adalet vurgusunun amacı ise insanın başta Yaratıcısı olmak üzere çevresinde bulunan insandan hayvana, bitkiden cansız varlıklara kadar ilişkilerinde bir sınırın bulunduğu bilincini hatırlatmaktır.

Öyleyse tevhid ve adalet, ahlakın üzerinde duracağı, sınırlarını netleştireceği ve işlevsel rolünü gerçekleştireceği vazgeçilmez temeldir.

13 Cemaziyelevvel 1448 / 24 Ekim 2026

 

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık :
Yorumunuz :

Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahaberyorum@hotmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Aliya İzzetbegoviç'i
Tanıma ve Tanıtma Etkinlikleri
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2022    www.anahaberyorum.com          Tasarım ve Programlama: Dr.Murat Kaya