CİN ŞİŞEDEN ÇIKMADAN
MAKALE
Paylaş
25.02.2026 15:26
362 okunma
Şazeli Çügen

Böyle bir başlığı neden seçtin sorusunu duyar gibi oluyorum.

Böyle bir başlığı özellikle de her yıl Ramazan ayı gelmeden önce gıda fiyatlarının yüzde yüz artışını sağlayan ramazan vurguncularına ve  ramazan sofraların da midelerini tıka basa dolduran vatandaşlarımızın gıda israfını söylemek için ramazanda CİNLERİN şişeden çıktığına dikkat çekmek niyetiyle kaleme almak istedim.

Şimdi CİN olmak ve İBLİS olmak arasındaki geçişlere bakalım.

Cinler şişeden çıkmadan gelin tanış olalım işi kolay kılalım diyoruz.

“Yollar başka yönler başka eğer siz hayra ve hakka yönelirseniz ALLLAH sizi buluşturur”  buyruğu istikametinde niyet eyler, çaba sarfeder ve  gayret gösterebilir isek, eğer bizler hayra ve hakka yönelir ve hayırda yarışır, hayırda yardımlaşabilir isek cinler şişeden çıkmadan önce tanış da oluruz, tanık da oluruz, tek yumruk halinde bir de oluruz beraber de oluruz ve işleri de kolay  kılabiliriz, israfı ve ifsadı da önleyebiliriz.

Tıpkı Hz. Süleyman dönemindeki gibi cinlerden bir taifenin de bizlerin hizmetçisi  olabilecekleri gibi meleklerin de mümin ve salih kullarına meunet yardımları yapabileceklerini Allah’ın izni keremiyle ifade etmek  istiyoruz.

Öyle ise cinin şişeden çıkması ne demek oluyor.

Cinler şişeden çıkmadan önce İblis olmuyor, tıpkı bizler gibi iman ve istikamet üzere dünya imtihanı sınamaları üzerinden kendilerine has farklı bir boyutta bir hayat tarzı sürüyorlar.

Cin şişeden çıkınca ne oluyor, İblis oluyor, asi oluyor, sürekli yanlış kıyaslamalar yapıyor, istikametini şaşırıyor ve Şeytan oluyor, şer cephede yer alıyor, saptırıcı oluyor ve sürekli olarak nefisleri tahrik ve taltif ederek vesvese vermeye, dedi kodu üretmeye başlıyor, şerleri hayır olarak süsleyerek güzel göstermeye, hayırları da malayani işlerle karalayarak, kötüleyerek şer yollarını göstermeye devam ediyor.

İşte böyle dönemlerde insan oğlu;

İblisin çocukları olan Şeytanın iğvasına kapılarak nefsinin atına biniyor ve atını kişnettikçe kişnetiyor, nefsini azdırdıkça azdırıyor, her yaptığı işi güzel sanıyor, her yaptığı hareketi hayır zannediyor, onulmaz bir zan şüphe ve vehim hastalığına tutularak İblisin israf, ifsad ve fesad askerlerinden bir asker, bir nefer oluyor.

Evet cinleri şişeden çıkarmadan önce;

“Yollar başka yönler başka “ ilahi buyruğunu hatırlarımızda tutarak, neler yapacak isek  hangi işlerimiz var ise, hangi  idealler istikametinde koşacak, bu amaçla ne gibi birliktelikler oluşturacak,  ne gibi kurumlar kuracak  ve bu ortamlarda nasıl tanış olcak,  her ortamda her zamanda ve her mekanda her insana ve tüm insanlara karşı nasıl davranacak isek, cinleri şişeden çıkarmadan önce yapalım, üretelim, tüketelim ve  istikamet üzere, iyi niyetle halis ameller üzerinden tanış olalım ve işlerimizi  kolay kılalım demek istiyoruz.

Demek istiyoruz ki;

Hakka ve Hayra yönelirken ne gibi zorluklarla, tuzaklarla, aldatmacalarla karşılaşmış olursak olalım, taltif, tahrik ve tehditlerle karşılaşmış olursak olalım cinleri şişeden çıkarmadan önce yapalım, sabır ve metanet gösterelim, vefa gösterelim, dayanışma yapalım, paylaşma yapalım, işte o zaman cinler şişeden çıkamazlar ve  iblisin çocukları olan satanist şeytanlar avuçlarını da her daim yalamış olurlar diyoruz.

Bizler şeytanın taltif ve tahrikleri olan  masa oyunlarına, kasa tuzaklarına ve  nisa fuhşiyatlarına asla düşmeden dosdoğru yol üzere her daim tanış olalım ve işlerimizi  kolay kılalım elhamdülillah demekteyiz.

Cinler şişeden çıkıp iblis olunca, şeytanın askerleri çoğalınca, dünyadan ahirete giden iki yol üzerinde de rollerini paylaşıyorlar.

Bir kısmı cennet yolları üzerinde konuçlanarak yolları zorlaştırırken diğer bir kısmı da cehennem yolları üzerinde konuçlanarak yolları kolaylaştırma vazifesi alıyorlar.

Bir mümin kişi;

Ferdi olarak topluluk, cemaat, teşkilat, parti  ve  devletin kurumlarının mesul  kişileri olarak her daim karşılarında her iki kulvar üzerinde çöreklenmiş bu ifritin çocukları ile karşı karşıya kalabiliyor olmalarına dikkat çekmek istiyoruz.

Konuyu biraz daha müşahhas hale getirmek gerekir diye düşünüyoruz.

Bir  yönetici sahip olduğu makam ve yetki gereği astığı astık, kestiği kestik zorba bir zalim  olabiliyor, ya da her varlığa hakkını veren karıncanın dahi hakkını gözeten adil bir yönetici de olabiliyor, birisi iblisin yandaşları olurken diğeri de meleklerin yoldaşları oluyor.

Bir  bir zengin iş adamı, tüccar, esnaf yine aynı şekilde kaliteli mal üretiyor, kimseyi aldatmıyor, kimseyi sömürmüyor, üretilen mallar üzerinden tekel oluşturup piyasaya tahakküm etmiyor, her daim meşru kar ve helal kazancı ile devletinin ve  milletinin ihtiyaçlarını refah, mutluluk ve güvenliğini esas alıyor.

Ya da her daim kalitesiz mal üretiyor, tahşiş yapıyor, sapla samanı karıştırıyor herkesi aldatmaya, cümle alemi kandırmaya çalışıyor, tek hedefi fahiş kar yapmak amacı ile süte su, bala şeker, yağa patates karıştırıyor, kısaca ne söylüyorsa yalan söylüyor, ne yapıyorsa hileli yapıyor, birinin dostu melekler, diğerinin dostu iblisin çocukları oluyor.

Konu başlığını esas aldığımızda görmekteyiz ki;

Özellikle de ramazan ayı olan oruç ve Kur’an ayında cinler şişelerinden çıkartılmakta ve hızlı bir şekilde iblisleşerek şeytanlaşmakta ve  ramazan vurguncuları zam şampiyonları olarak pazarlara, marketlere damgalarını vurmaktadır.

Üstüne üstlük, oruç tutmak amacından uzaklaşmakta ve  Kur’an ayı olan ramazanda hiç birimizin uzaktan ve yakından Allah’ın mesajları ile uygun bir hayat tarzını ortaya koyamadığımızı da üzülerek ifade etmek istiyoruz.

Özellikle ramazan ayı, ramazan vurguncuları tarafından her yıl zam şampiyonu yapılmakta ve oruç tutan vatandaşlarımız da midelerini tıka basa doldurarak adeta ramazanı mide ifsadına ve gıda israfına dönüştürülmektedir.

Bu misalleri daha da çoğaltabiliriz.

Ancak, islam medeniyetinin beşli sistemi dediğimiz toplumların ve milletlerin temel dinamikleri olan bu kurumsallaşmış ve guruplaşmış yapıları  olan ulema, ümera, ağniya, asfiya ve  gönül sultanları üzerinden ayrı, ayrı küçük ölçeklerde de olsa artı ve eksi hayat tarzlarının detaylarını vermek elbetteki mümkün olabilir.

Benim bu yazıdaki maksadım  kurumsallaşmış, guruplaşmış, cemaatleşmiş ve  teşkilatlanmış yapıların ayrı ayrı derinlikli detay analizlerini yapmak elbette ki değildir.

Dini bir metafor üzerinden söylenen cin şişeden çıkınca  şişede durduğu gibi durmazmış, iblisleşirmiş sözünün küçük ve büyük anlamlarını düşünerek küçük anlamı ile kendimize bakalım, kendi nefisimize ayna tutalım, büyük anlamı ile kendi nefislerimize, guruplarımıza, cemaatlerimize projektör olalım diye başkalarını eleştirmeden önce kendimize bakalım, çuvaldızı başkalarına batırmadan önce iğneyi kendimize batıralım diye dedikodu yapmadan, yalan ve iftiralara tenezzül etmeden, karalama ve buhtan yapmadan önce sui zandan uzak, hüsnü zan ile düşünüp hareket edelim.

Üslubumuza dikkat edelim, öfkelerimizi yenerek yutkunalım ve sesimize, sesimizin tonuna dahi dikkat edelim, saygılı olalım, zira saygı ortadan kalkınca muhabbette ortadan kalkarmış. Dilimize, gönlümüze, kalbimize dikkat edilim ki cinler şişelerinden çıkmasınlar. Bizler de iblisin çocukları, şeytanın oyuncakları, yandaşları, yoldaşları, arkadaşları, askerleri olmayalım diye evvela kendi nefislerimizden başlayarak bütün bunları cümlemize  söylemek durumunda olduğumuzun da altını kardeşçe çizmek istedim.

“Minel cinneti ve nas” olmamak için cinleri şişeden çıkartıp onlarla yarenlik yapmayalım kardeşim diyoruz.

İnsan küçük anlamı ile kişisel olarak cinleşirken, büyük anlamı ile gurup, cemaat, teşkilat, parti ya da bir devlet olarak cinleşmek, iblisleşmek ve şeytanlaşmak durumunda kalınabileceğini de söylemek istiyoruz.

Günümüzde bu dedikleriniz var mı diye bir sual eylediğinizde;

El cevap var diyoruz. Çünkü, insanoğlu yer yüzünde var olduğundan bu yana hem ferdi hem de gurup/cemaat/parti ve teşkilat olarak iblisleşmek ile karşı karşıya kalındığı her daim mümkün olmuştur  her daim de mümkün olmaktadır.

Sözlerimiz sadece ramazan ayına indirgenemez. Yılın her ayında “cinlerin” şişelerinden çıkarıldığı bir hayat tarzının her kesim için gözlemlenen bir gerçeklik olduğunu söylemek istiyoruz.

Şimdilerde her birimiz  euzu… diyerek kendi nefislerimize,  cemaatlerimize, teşkilatlarımıza, parti ve guruplarımıza daha bir hassasiyetle bakalım.

Maalesef giderayak haz ve konfor odaklı israf ve tüketim toplumu olma afetine doğru ahlaksızlık bataklığına koşar adımlarla hızla sürükleniyoruz.

Özellikle,  binlerce yoksul insanın gıdasızlıktan can çekiştirildiği bir dünyada bizler müminler olarak hiç olmazsa ramazan ayında gıda ve mide israfı ve ifsadı yapmaktan kaçınarak, infak edip yardımlaşarak, ahlak ve istikamet üzere saflar kurup, saf düzeni olalım temennisi ile “cinler” şişelerinden çıkmadan  üretimde kalite olsun, tüketimde israf olmasın duası ve niyazı ile ramazan ayınız bereketli, oruçlarınız makbul, ibadetleriniz mebrur olsun.

 Vesselam!

 SM Şazeli Çügen

           

 

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık :
Yorumunuz :

Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahaberyorum@hotmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Aliya İzzetbegoviç'i
Tanıma ve Tanıtma Etkinlikleri
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2022    www.anahaberyorum.com          Tasarım ve Programlama: Dr.Murat Kaya