OBSKÜRANTİZM (BİLMESİNLERCİLİK) VE BİZDEKİ KARŞILIĞI
MAKALE
Paylaş
09.03.2026 12:39
367 okunma
Tahsin Güngör

Obskürantizm yani bilmesinlercilik.

Latincedeki "obscurus - örtülü, karanlık" sözcüğünden Fransızcaya "obscure – karanlık” olarak geçen kelimeden türetilmiş bir kavram. 

“Karanlıkçılık” olarak da bilinen, “hakikatin örtülmesi ve bazı kesimlerce bilinmesinin kasıtlı olarak önlenmesi" amacını güden faaliyetleri ya da siyaseti ifade eden bu terimin ilk olarak 1789 Fransız Devrimi’nden yayılan düşüncelere karşı koyanların tutumunu adlandırmak için kullanıldığı belirtilmektedir.

Avrupa’nın kendi karanlık geçmişiyle hesaplaşması ve o karanlıktan kurtulmak için giriştiği gayretlerin sonucunda bunun gibi birçok kavram ve kurum ortaya çıkmıştır. Belki de bu terim bunların ilklerinden biri olarak kabul edilebilir.

Orta çağ Avrupa karanlığının literatüre hediyesi olarak kabul edilen bu karanlık terim belki kelime olarak değil ancak ifade ettiği anlam itibariyle çok daha eskiye dayanan bir maziye sahip aslında.

Biz Müslümanlar o karanlığı onlardan belki de bin yıl öncesinde aydınlığa çeviren bir dinin mensubu ve peygamberinin ümmetiyiz.

Arapçada “gizlemek ve örtmek” anlamına gelen bir sözcük olan “küfür” aynı zamanda “karanlık gece” için de kullanılmaktadır. Zira karanlığı ile her şeyi örtmektedir. Dolayısıyla kâfire, kâfir denmesinin nedeni de Allah’ın nimetlerini örttüğü ve gizlediği içindir.

Görüldüğü gibi Fransızca “obscure” ile Arapçadaki “küfür” kelimesi arasında pek bir fark yok.

Malumumuz olduğu üzere Peygamber Efendimiz (SAV) peygamberlikle şereflendirildiği günden itibaren şehrin yönetimini elinde tutan ileri gelenleri Allah’ın ayetleriyle bildirilen bu "Hakikati" örtmek ve yayılmasını önlemek için büyük bir çaba içerisine girdiler. Çünkü “Hakikat” yayıldığında ellerindeki gücü kaybedeceklerini biliyorlardı.

İslam peygamberi Efendimiz (SAV) halkı ne kadar bilgilendirmeye aydınlatmaya çabaladıysa (ki başlangıçta aşırı baskı nedeniyle bu gizlice yapılıyordu) küfür ehli de çok daha şiddetli bir şekilde bunu önlemeye çalışıyordu.

Yani eğer bir kavrama isim verilirken kronolojik sıralama dikkate alınacaksa bu “obskürantizm” değil “küfür” olmalıdır.

Tanımlarına bakıldığında “Bilmesinlercilik” siyasetini kullananların genelde elindeki gücü kaybetmek istemeyen iktidar sahipleri olduğu ön kabulü varsa da gerçek pek öyle görünmüyor.

Örneğin ikinci dünya savaşının faşist liderinin akıl hocası Goebbels’in, halkın gerçeği hakikati öğrenip kendilerini sorgulamaması ve kolayca yönetilebilmesi için geliştirdiği üstelik hoyratça kullandığı “yalan söylemek ama büyük çok büyük yalanı sürekli söylemek” diye özetlenebilecek “obskürantist” politikayı günümüzde muhalefete öneren türedi akıl hocaları da çıkabiliyor. Ve daha da kötüsü ne yazık ki bu karşılık bulabiliyor.

O “karartma” değil ki sadece bir “yalan” diye karşı çıkılabilir ancak unutmayalım ki “her yalan mutlaka bir hakikati örtmek için söylenir.” Bu açıdan bakıldığında, aslında yalan hafife alınıp fütursuzca kullanılan en yaygın küfür aracıdır belki de.

Öyle ki sadece siyaset alanlarında değil günlük yaşantı içerisinde de sıkça ve her seviyede kullanılır.

Allahualem bu yüzden Kur'an’da net bir şekilde "pembe, beyaz, büyük, küçük" diye kategorize edilip muaf tutulmadan her haliyle yasaklanmıştır.

Yakın döneme ait en şiddetli “obskürantist” uygulamaların başında “anti semitist” yasalar gelir. Öyle ki özellikle sözüm ona demokrasi havarisi ve fikir özgürlüğünün yılmaz savunucusu ve hamisi batıda, değil Yahudileri, haklı nedenlerle Siyonizm’i eleştirdiğinizde bile “anti semitist” damgası yersiniz.

Ya da örneğin Fransa’nın başını çektiği bazı ülkelerde “Ermeni soykırımı olmamıştır” derseniz hapsi boylarsınız. “Buyurun öyleyse arşivleri belgeleri karşılıklı açalım ve bunu bilimsel olarak ispat edin” dediğinizde bilimi adeta tanrılaştıran batı oradan uzaklaşır ve hakikatle savaşına devam eder.

Bugünlerde ise yine aynı batının ve Siyonist İsrail yönetiminin hem “Gazze Soykırımı” hem de on gün önce başlayan İran Savaşında uyguladığı “obskürantist siyasetin” benzeri tarihte görülmemiştir. Öyle bir karartma ve baskı uyguluyorlar ki; İsrail sokaklarından bağlanan bir gazeteci yayına bağlandığında bir yorumcu “cevap vermeyebilirsin” uyarısıyla “Orada durum nasıl? Dedikleri gibi hiçbir yıkım ve ölüm yok mu” diye sorduğunda muhabir “çok tehlikeli bir soru sordunuz” deyip susmak zorunda kalıyor. Çünkü hakikati söylediğinde, geçen yıl en fazla gazetecinin öldürüldüğü o topraklarda başına ne gelebileceği daha ülkeye girerken cebirle hissettiriliyor.

Sözüm ona İran destekçisi Çin, bölgeyi BBG evi gibi izleyen yüksek çözünürlüklü gözlem uydularından gelen görüntüleri paylaşıp İsrail’in savaş öncesi ve sonrası durumunu servis etmiyor.

Neden?

Çünkü küfür tek millettir. Onların alametifarikası hakikati örtmektir. 

Diğer taraftan günümüz iletişim çağında adeta bir küfür gibi hakikatin üzerine çullanıp örtmek için kullanılan bir mecra daha var… sanal dünya.

Bu ortamda özellikle sanal medya uygulamaları dünyanın her yerinde, hem iddia ettikleri sözde haklılıklarının sorgulanıp, sahip oldukları gücü kaybetmek istemeyen güç sahipleri tarafından hem de iktidarı eline geçirmek için muhalifler tarafından tepe tepe ve hiçbir ahlaki kaygı taşımadan kullanılabiliyor.

Hoş, kendisi ahlaksız olan “bilmesinlercilik” in elinde hangi yöntem ve araç ahlaki kalabilir ki…

Özelde bu mecrada ama genelde her alanda yalan bilgi yani “dezenformasyon” hakikati örtmek ve halkın gerçeği öğrenmesini engellemek için öylesine fütursuzca kullanılıyor ki küfür galip gelecek sanılıyor.

Evet hakikat ile onu örtmeye çalışan küfrün mücadelesi kıyamete kadar sürecek ama heyhat…

Şu an, hakikati savunanların dağınıklığı yüzünden “Hakkı söylemek pahalı, küfrü haykırmaksa bedava” gibi görünse de…

Yanılıyorlar.

Küfür, hakikati hiçbir zaman örtemedi ve örtemeyecek de…

Çünkü; yegâne galip olacak olan, hakikatin sahibi olan Allah’tır.

Vesselam

 

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık :
Yorumunuz :

Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahaberyorum@hotmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Aliya İzzetbegoviç'i
Tanıma ve Tanıtma Etkinlikleri
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2022    www.anahaberyorum.com          Tasarım ve Programlama: Dr.Murat Kaya