Selam üzerinize olsun.
Dil, duygu ve düşüncelerimizi ifade etmemizi sağlayan en temel iletişim aracımızdır. Yüce Allah, Kur’an-ı Kerim’de dillerin ve renklerin farklı oluşunu bir ayette "O'nun kanıtlarından biri de gökleri ve yeri yaratması, dillerinizin ve renklerinizin farklı olmasıdır. Kuşkusuz bunda, bilenler için ibretler vardır." [1] Dilimiz; ses bayrağımız, kültürümüzün taşıyıcısı ve kimliğimizin yapı taşıdır. Geçmişimiz dilimizle şekillenmiş, kültürümüz nesilden nesile onunla aktarılmıştır. Geleceğimiz de dilimizi nasıl kullandığımıza bağlıdır.
Konuşmalarımızın doğru anlaşılması için sözcüklerin doğru telaffuz edilmesi gerekir. Dilimiz arı, duru ve anlaşılır olmalıdır. Ağzımızdan çıkan her söz, karakterimizin bir yansımasıdır. Atalarımızın dediği gibi: "Gönül deniz, dil sahildir; gönülde ne varsa kıyıya o vurur."
Bugün dijital dünyanın etkisiyle dilimizde ciddi bir yozlaşma tehlikesiyle karşı karşıyayız. Sosyal medyadaki özensiz, kısaltılmış ve ruhsuz iletişim tarzı, sadece kelimelerimizi değil düşünce dünyamızı ve nezaketimizi de zayıflatıyor. Yabancı kelimelerin özentili kullanımı, öz değerlerimizden kopmamıza zemin hazırlıyor.
Türkçemiz, ecdadımızdan kalan en aziz mirastır. Bilimsel gelişmenin yolu da önce dilimizi geliştirmekten geçer zira insan en iyi kendi diliyle düşünür ve üretir. Dilimizi yabancı istiladan korumak, anlam derinliğini yaşatmak ve gelecek nesillere tertemiz aktarmak hepimizin boynunun borcudur. Dilini kaybeden bir millet, hafızasını ve benliğini de kaybetmeye mahkûmdur.
Öte yandan, yabancı dil öğretimi ile yabancı dille eğitim birbirine karıştırılmamalıdır. Unutulmamalıdır ki, Eğitim ve öğretimin yabancı dille yapıldığı ülkeler ancak sömürge devletleridir.
Kendi medeniyetini tanıyan, atasözleri, deyimleri ve türküleri konuşmalarında yaşatan; çocuklarına ninniler ve masallar anlatan bir nesil, ülkemizin aydınlık yarınlarının habercisidir. Gelin, bu emanete sahip çıkalım ve "ses bayrağımızı" kelimelerimizin gücüyle en yükseklerde dalgalandıralım.
Barış, huzur ve esenlik dileğiyle...