Son günlerde yaşadığımız patlayan fon olayları da göstermektedir ki; Banker Kastelli ve batık banka vakıalarından bu yana maalesef üzülerek belirtmemiz gerekiyor ki fare kapanı kara para oyunlarının hem sayıları çoğalmış, hem de daha yasal ve kurumsal zeminler kazanmış vaziyettedir.
Her zaman söylediğimiz gibi;
Paradan para kazanma oyunları tıpkı bahis oyunları gibi kelimenin tam anlamı ile meşrulaştırılmış yasal bir kumar oyunundan başka bir şey değildir.
Kumar diyoruz çünkü;
Bu fonlarda biriken paralar spekülatif bir şekilde hisse senetlerine ve dövizlere yönlendirilmekte, karşılığında altın gümüş ve de gayrimenkul gibi yatırım araçları da şişirilerek gösterilmekte adeta bu söz konusu fonlar havadan para kazanma kurumlarına dönüştürülmüş vaziyettedir.
Bizler ekonomiyi iki kısma ayırmaktayız.
İlki yatırım ve ÜRETİM ekonomisi, ikincisi de tüketim ve SPEKÜLATİF ekonomisidir.
Paradan para kazanma oyunları olan bu fonlar devlet garantisi olan faiz ve mevduat mekanizmalarından çok farklı bir halk tabiri ile ÜTME sistemidir.
Çünkü fon sistemlerinin arkasında DEVLET garantisi bulunmamaktadır.
Kişiler ve kurumlar sadece kendi yatırım araçlarını allayıp pullayıp şişirip süsleyerek kumara alışkın sade vatandaşın küçük ölçekli paralarını toplayarak fonlar vasıtasıyla biriken bu devasa paraların YATIRIMA ve ÜRETİME değil, FARE kapanına PEYNİR koyan, büyük ölçekli kumar oynayan ve kumarda daima ÜTMEYE alışmış sözüm ona dürüst ve elit vatandaşlara peşkeş çekilmesi sistemine dönüştürülmesi hadisesidir.
Şimdi soruyoruz,
Bu FARE kapanı olan kumar sistemini kuranlar, kurduranlar, fare kapanına peynir koyarak kumara alıştırılmış sade vatandaşı kandıranlar, hangi kişiler, hangi kesimler ve hangi kurumlardır? Bu kumar sisteminin başından sonuna kadar kumara alet olan o sade vatandaşlar dahil tüm kişilerden, kesimlerden ve kurumlardan KİM ve NASIL hesap sorulacak? YATIRIM ve ÜRETİM ekonomisinin ana omurgasını teşkil eden devasa oyuncuların borsadaki zararlarını KİM ve NASIL tazmin edilerek karşılanacaktır.
Körfezin finans sistemi zayıflarken İstanbul finans sistemi de büyük yara almıştır.
Yaşanmış bunca tecrübeye rağmen hala uslanmayacak mıyız, akıllanmayacak mıyız, aynı delikten ne kadar daha sokulacağız, daha ne kadar AHLAKİ çürümeye fırsatlar ve imkanlar sunacağız be arkadaş?
Adına YATIRIM, İSTİHDAM, ÜRETİM ve İHRACAT ekonomisi diyeceğiz, Ancak sabahtan akşama kadar tüm TV kanallarında paradan para kazanma reklam ve propagandaları ile kumara alıştırılmış ve havadan para kazanmaya meylettirilmiş sade vatandaşın küçük birikimleri, yatırıma istihdama üretime ve ihracata gitmeyecek, dahası lüks ve israfa dayalı SPEKÜLATİF bir iktisadi sistem aracılığı ile bir avuç haramzade SPEKÜLATÖR’ ün manipülasyonları ile kirli kasalarına aktarılmış olacak!
Sonuç olarak;
İtirazım var bu çarpık sisteme bu çarpık düzene diyerek bu FON yolsuzluğu; iktidar için ya şeffaf bir turnusol kâğıdı olup siyaset arınacak, ya da birkaç kişi üzerinden günah keçisi bulunarak bu büyük vurgunun çapı ve çerçevesi küçültülüp üstü de örtülerek Devlet hazinesi üzerine yük olarak kalacak!
Bizlerin ne günahı var be arkadaş!
Mağdur kişiler yaftası ile milletin hazinesine yük olanlar; kazanmak kadar kaybetmeyi de göze alarak göz göre göre oyunun paravanı olanlar nasıl mağdur oluyorlar anlamak mümkün değildir.
Kim bilir; zenginin daha çok zengin edildiği, fakirin daha çok fakir yapıldığı, ORTA DİREĞİN çökertildiği bu BERMUDA şeytan üçgeni spekülatif ekonomik sistemde daha nice canlar yanacak daha nice bedeller ödenecek?
Ne yapılması lazım gelir sorusuna kısaca
Öncelikle ekonomideki YAPISAL sorunlar devam ediyor işin aslı DENGE ve DENETLEME kurumları eksik, yanlış ve yanlı çalıştırılmaktadır.
İkincisi de ekonomiye sadece MAKRO düzeyde bakmak yetmiyor. Paradan para kazanma oyunu olan bu spekülatif istihlak ekonomisine bir son verilip milyonlarca aileyi ilgilendiren küçük ölçekli/aile üretim ekonomisi demek olan MİKRO iktisat sisteminin çok acilen devreye sokulması icap eder. Çünkü her üretim şekli kendine has bir hayat tarzını zorunlu kılar. Çalıp çırpmaya alıştırılmış ve bedavadan tufeyli hayat tarzı yaşayanlar; bu üretim zincirinin sıkıntılarına katlanmak zorunda kalanların hal ve durumlarını asla anlayamayacaklar.
Milyonlarca işçinin asgari ücretle geçinmek zorunda kaldığı, milyonlarca SSK BAĞKUR ve emeklinin asgari ücretin altında bir meblağa mahkum edildiği, MAKRO iktisadi sistemin getirdiği ORTA DİREĞİ çökerten tüm sıkıntılara ilaveten milletin hazinesinin üzerine bir de FON mağdurlarının ödemelerinin eklenmesine asla gönlümüz razı gelmemektedir.
Bu konuda çok daha söylenecek sözler var ancak sözün kısası çok daha etkili ve uyarıcı olacağı inancı ve düşüncesi ile UYANACAĞIMIZ güzel günlere sevdalılarız.
Diyerek vesselam diyoruz
SM. Şazeli Çügen