İnsan, inanıyorsa hesaba çekileceğini bilir. Fakat devlet, hesaba çekilmez. Eğer devletin dini İslam ise, kitabı Kur’an; ya da devletin dini Hıristiyanlık ise, kitabı İncil; Yahudilik ise kitabı Tevrat olur. Devletin dini tartışılırken, akla şu gelir: Devlet bir organizma mıdır, yoksa sadece bir düzen mi?
Rabbimiz, “Bugün dininizi kemale erdirdim” der. Kitapta her şey dosdoğru yazılmıştır. Yazılanlar kişi, kurum veya şartlara göre değişmez; herkesi bağlar. Helaller ve haramlar kişiye göre farklılık göstermez. Bir kişiye helal olan, diğerine haram olmaz. Faiz, kumar gibi hükümlerin sonucu, veren için de oynayan için de aynıdır.
Kim, hangi sebeple olursa olsun, kitaba aykırı fetva verirse versin; İslam’da ve vicdanlarda karşılığı yoktur. Fetva veren önce kendisini ikna etsin. “Devlet yaparsa helal olur” diye bir kural var mı? Burada insanın aklına şu sorular gelir: Hakikat zamana uyar mı, yoksa zaman hakikate mi? İlk kaldırdığım faiz, “Amcamın faizi denildi?” İslam’a göre faizi almak da vermek de, nerede kullanırsan kullan, kimden alırsan al, akıbeti değişmez.
Yakında “Aman sen de, haramın kırkta bir zekâtını ver, helal olur” diyenler çıkar mı, hep birlikte göreceğiz. Ve belki de o gün, ahlak mı devleti taşır, yoksa devlet mi ahlakı? diye yeniden düşünmek zorunda kalacağız.