
Şehir merkezine giderken evimizin yakınında açılan küçük lunapark; ailelerin çocuklarını eğlendirmesi, onların sanal dünyadan uzaklaşıp sosyalleşmesi için güzel bir imkân. Ancak bu mekânların girişindeki figürler düşündürücü. Neredeyse her yerde karşımıza çıkan o malum Karayip korsanı heykeli, fark edilmese de çocukların gönül dünyasına yön veriyor.
Bir denizci figürü kullanılacaksa bu neden Barbaros Hayrettin Paşa veya Pîrî Reis olmuyor? Neden eğlence yerlerinde Taş Devri karakterleri boy gösteriyor? Geçmişin kahramanları, çocuklarımız için birer pusuladır. Bu necip milletin bağrından çocuklara hitap edecek kimse çıkmadı mı? Keloğlan’ı, Nasrettin Hoca’yı, Deli Balta’yı ya da Yunus Emre’yi örnek koymak çok mu zor?
Batı toplumunun olumsuz izlenim bırakan değerlerini rol model gibi sunmak bize ne kazandırır? Kendi kültürlerinde bizim değerlerimize yer verdiklerini hiç gördünüz mü? Bir fidan ancak kendi kökünden yeşerirse boy atabilir. Başka kültürlerin dayatıldığı bir "taklit sanatı" ile geleceğimizi inşa edemeyiz. Hakikat; Yunus’un sözünde, Hoca’nın tebessü-münde ve Keloğlan’ın saf kalbinde gizlidir.
Toplumun uğradığı bu kültürel asimilasyona karşı Kültür ve Turizm Bakanlığının duruma el atması artık bir zorunluluktur. Gençlerimizin giydiği tişörtlerdeki kontrolsüz mesajlardan, televizyon dizilerindeki ahlaki çöküşe kadar her alanda bir denetim şarttır. Rusya dâhil birçok ülkede yasaklanan bazı yapımlar, maalesef bizde ahlaki değerleri tehdit eder hâle geldi. Ekonomik çöküşten kurtulmak mümkündür ancak ahlaki çöküşün telafisi zordur.
Sosyal medya platformlarına çekidüzen verilmeli ve ciddi yaş sınırlamaları getirilmelidir. Çocuklarımızın merhametini ve saf kalbini korumak zorundayız. Okul çantalarında veya park girişlerinde korsan figürleri değil; yüzlere tebessüm, gönüllere ferahlık veren kendi değerlerimiz yer almalıdır. Özümüzden kopmadan dünyadaki ilmi ve iyi olan her şeyi alalım; ancak Batı hayranlığı uğruna kimliğimizi kaybetmeyelim. Hakikat; taklit edilen bir korsanın havaya kaldırdığı şiddet dolu tabancalarda değil, kendi kökümüzden büyüyen o ulu çınarın dallarında saklıdır.
Kendi denizimizde Barbaroslar çıkarmak varken; parkları tabancalı Karayiplerle donatmak neyin nesi?