Kitapları hep sessiz öğretmenler olarak gördüm. Onlarla bağımızı kopardığımızda, gülün dikenleri gibi çığlıklar yükselir; basiretli olanlar bu çığlığı duyar. Kitaplar her devrin şahididir, hakikatin sessiz yankısıdır. Bu yankı adeta mühürdür. Devranın mührüne benzemez; o döndükçe silinmez. Ayakları yere basan, insanın onuruyla yükselen bir devrandır. Hakikat devranla dirilir; bir kez dirilen silinmez, güneşin balçıkla sıvanmadığı gibi. Yazılan her kelime ve cümle geleceğimize ışık verir; tıpkı kızıllıklar içinde güneşe gebe şafaklar gibi, tıpkı yakamozların gözlerimizi ışıl ışıl eden parıltısı gibi. Kim korkar hakikatten, ışığın yükselişinden? Kitapların ve gül kokulu insanlığın zamana mührünü vurmasından kim ürker? Kim korkar devranın kötülüklerinin alnına, kitap ve gülün mesajının mühür gibi kazılmasından? Kim korkar hakikatin keskin nişanından?
Kitaplar, dikenleriyle korunan ama yapraklarıyla şefkat sunan bir gül gibidir. Gölgelerin arasından bulutlu gökyüzüne sızan aydınlık, sabırla açan taç yapraklarında saklıdır. Kitap ve gül, insanlığın özgürlük türküsünü birlikte söyler. Bu devran, âlimlerin mürekkebiyle halkın ellerinde direniş ışığıyla yazılır; ışığı kalplerde yankılanır. Sabırla ışık saçar.
Gölgelerin ışığa kavuşmasından korkulmaz. Bir mahkûmun ellerindeki kelepçe neyse, kitabın sırların örtülü eşiği olarak kapalı durması da odur. İkisi de özgürlüğün mahkûmudur: biri sıra dağlar gibi dizilmiş kelimeler “azad et beni” dercesine sessizce haykırırken, diğeri ise henüz açılmamış sayfalarda zincirlenmiş bilginin sessizliğidir. Zincir kırılırsa yankısı bir melodi olur; özgürlüğün türküsü, hakikatin sesi gibi. Gül de mahkûmdur; dikenleriyle çevrilmiş olsa da, kokusuyla ve aşıklara verdiği ilhamla özgürlüğe kavuşur. Onun özgürlüğü, güzelliğini paylaşmasında ve insanın kalbine dokunmasındadır. Bir bilebilseler nice zincirler aşkla çözülür.
Kitap ve gül, insanı farklı düşüncelere götürür. Biri ilmin sırlarını, diğeri güzelliğin sırlarını taşır; okumasını ve hissetmesini bilenlere sessiz sırların anahtarını ve görünmez mühürlerini çözer. Belki de aşkın sırlarını kendinde toplamıştır gül. Sevgiliye uzatılan bir çiçek, tomurcuklanmış bir umudun habercisidir. Tebessüm eden dudakların renginde, ya da kar gibi beyaz düşlerimizde saklıdır. Gül bir davanın, bir aşkın açacak tomurcuklarıdır; kitap ise insanlığı aydınlığa çıkaracak erdemli bir neslin yoludur.