Söz, insanın aynasıdır; lakin bugün o aynalar kırık ve her parçasında bir çatışmanın gölgesi var. Sözüm en başta onlara, sonra hepimize...
Hakikat, parçalanmış aynalarda görünmez olur. Niçin diliniz hep çatışma pozisyonunda? Düşündünüz mü? Neden üçünüz, beşiniz bir araya gelerek medeni insanlar gibi konuşamıyorsunuz?
Size inanıp peşinizden gidecek halk, bu çatışmacı siyaset anlayışınıza nasıl güven duyacak? Halk olarak biz sizleri örnek alacak olsak, kendimize muhalif olan herkesle yaka paça karakolluk oluruz. Belki de yaşam hakkı vermeyiz. Yok, “Ben siyaset yapıyorum, kendimi de muhatabımdan daha üstün görüyorum” diyorsanız, hakiki üstünlük muhatabına hükmetmekte değil, kendi içindeki öfkeyi terbiye edebilmekte gizlidir. Unutmayalım ki öfke, aklın kısa devresidir. Sizler, kavgayı siyaset sanarak aslında kendi itibarınızın temelini yavaş yavaş oymaktasınız. O temel çöktüğünde, geriye sadece enkaz ve hakaretleriniz kalacak sizlerden miras.
Çünkü kullandığınız kelimeler denk değil; orantısız bir öfke sergilediğiniz için tarih ve vicdan cezayı sözün sahibine keser. Bazen avamdan biri tutum ve davranışlarınızı gözlemlese, sizi çelik çömlek oynarken mızıkçılık çıkaran yaramaz çocuklara benzetebilir. Öyle değil mi?
İsterseniz çocukluğumuza inelim, o günün siyasetçilerini bir bir hatırlayalım. Birbirlerine karşı nezaketli, hakaret etmeden fikirlerini açık oturumlarda anlatmıyorlar mıydı?
Anladığımız tek şey, birbirinize karşı sarf ettiğiniz sözlerin yenilir yutulur cinste olmadığı. Taşa söyleseniz taş, yere söyleseniz yer yarılır. Lakin hiç tınmayanlar çoğunlukta. Söz, kalbin dışa vurumu değil, vicdanın infazı haline gelmiş. Kullandığınız dil, celladın yağlı ilmeği gibi öldürücüdür. Biraz ağzınızdan çıkanı kulağınız, halkın sesini de yüreğiniz duysun.
Bir de şu saldırgan tutumlarınız var ya, paylaşamadığınız ne var? Hiç doymayacakmış gibi, helal haram demeden servetine servet katmanın telaşına düşenler var içinizden!
Nefs-i emmareye esir düşüp, kibre bulanmış bu kör gidişat, vicdanı çölleşenlerin nasibidir.
Görülmeyen bir mikrop, dünyayı nasıl da hallaç pamuğu gibi darmadağın etti vakti zamanında. Hepimizi; sokağa çıkamaz, malına mülküne sahip olamaz, koklamaya kıyamadığımız evladımıza sarılamaz etti…
Veren elin alan elden iyi olduğunu, son pişmanlığın fayda vermediğini, dünyanın sineğin kanadı kadar değerinin olmadığını daha anlamadınız mı? Gölge, sahibini geçemez; hırsınız ise sizi gölgeledi.
Hiçbir şey anlamadıysanız, önce elinizi, dilinizi ve belinizi dezenfekte edin. Çünkü ahlak, bu üçünün birliğinde gizlidir. Bu hepimize iyi gelecek.
Sükût, hakikatin tek sığınağı.