Avrupa Ortaçağ’dan Nasıl Çıktı?
MAKALE
Paylaş
29.01.2026 09:19
89 okunma
Sarper SAN

 

ARAPLARI ARAP OLDUKLARI İÇİN Mİ YOKSA MÜSLÜMAN OLMALARINDAN DOLAYI MI SEVMİYORLAR?

Uzun gibi gözükse de aslında soru basit.

Bizdeki kimileri Arapları neden sevmezler? Sakız gibi çiğnenen bir “ihanet” lafını bilerek mi kullanırlar.

Araplarla Türklerden daha eski bir geçmişi ve ilişkisi olan Avrupalıların ilişkileri nedense bizimkine benzemiyor. Kaldı ki, 711 de başlayıp 1492 de sona eren yaklaşık 800 yıllık bir hakimiyetin sahibiydi Araplar. Bugünkü İspanya ve Portekiz topraklarında yani İber Yarımadasında Tarık bin Ziyad’ın komutasındaki Emevî ordusu Endülüs Emevî Devletini kurmuştu.

Bu hakimiyet bütün Avrupa topraklarına yayılamayacak 1492’de son İslam devleti olan Gırnata’nın (Granada) yıkılması ile tarih olacaktı.

Türkler de hemen hemen aynı tarihlerde yani 700’lü yıllarda Araplarla ilişki kurdular. 751’de Talas savaşında Çinlilere karşı Araplarla birlikte savaştılar.

Bu savaştan sonra Türklerin kitleler halinde İslamiyet’e geçişi hızlandı.

Türkler, Abbasi ordularında askeri yetenekleriyle ön plana çıktılar. Bağdat yakınlarında sadece Türk askerleri için Samarra şehri kuruldu. Türkler artık İslam dünyasının koruyucusu askeri gücü ve lider haline gelmişti.

Avrupalılar Endülüs’ü yıktıktan sonra geriye kalan Müslümanları din değiştirmeye zorladılar. Kabul etmeyenleri öldürdüler. Zaten engizisyon da başlamıştı. Birçok Müslüman Yahudilerle birlikte İspanya dışına sürüldü.

Türkler ise tarihin en büyük devletlerinden biri olan Osmanlı Devleti’ni kurmuşlar ve İslam’ın sancaktarı olmuşlardı. İspanya’dan sürülen Yahudileri kabul ettiler, onlara yaşama ve hür çalışma olanakları sundular.

Hemen hemen aynı tarihte başlayan iki farklı coğrafyadaki iki farklı ilişkinin ilginç bir seyri var. Avrupalılar bu yazıda anlatacağımız gibi Arapların her türlü zenginliğinden sonuna kadar faydalanmışlar, tıpkı bugünkü gibi. Lakin bizdekine benzer bir dışlama veya düşmanlık beslememişler. Bizde ise Araplarla olan ilişki her zaman belirli bir mesafe üzerine kurulmuş. Ama son dönemde bunun yerini anlamsız bir düşmanlık almış. Bunun nedeni Araplardan çok sanki İslamiyet’miş gibi gözüküyor. Biz bu yazıda İslamiyet’e karşı katı bir tavır koyan Avrupa’nın din dışında Müslüman Araplarla olan ilişkilerini kabaca anlatmaya çalıştık.

AVRUPA DİNİ REDDETTİ, BİLGİYİ ALDI

Haçlı Zihniyeti: İslam'ın yayılma ihtimaline karşı geliştirilen "kutsal savaş" bilinci, toplumsal tabanda İslamiyet'e karşı güçlü bir direnç duvarı ördü.

Hristiyanlık, Avrupalıların kimliğini tanımlayan en temel unsur haline gelmişti. Kilise, İslamiyet'i sadece bir "rakip din" değil, varoluşsal bir tehdit olarak sundu ve kimliğini bu şekilde korudu. Bugün Avrupa kültüründe ve yaşam tarzında hala Endülüs esintileri görülse de dini açıdan başta kilise ve siyasi unsurlar büyük baskı ve zulümle İslamiyet’in yayılmasını engellediler.

Endülüs'ten Avrupa'ya geçen şey dinden ziyade "bilgi" oldu.

Avrupalılar Endülüs'ten kâğıdı, tıp bilgilerini, Aristo'yu, felsefeyi, cebiri ve müziği aldılar.

Müslüman Araplarla savaşmalarına rağmen Avrupalılar; kâğıt, barut, şeker, baharat gibi ürünleri ve antik Yunan eserlerinin Arapça çevirilerini (tıp, matematik, felsefe) bu dönemde tanıdılar.

Araplar; kâğıdı, rakam sistemini (sıfır dahil), ileri tıp tekniklerini ve antik Yunan felsefesini Avrupa'ya bu dönemde tanıttılar. Sıfır (0) rakamının ve ondalık sistemin (Hint-Arap rakamları) Avrupa'ya girişi ticareti ve mühendisliği devrimleştirdi. Modern cebirin temelleri de böyle atıldı.

Sulama Sistemleri

Araplar, Roma sistemlerini geliştirerek "Acequias" adı verilen gelişmiş sulama kanallarını getirdiler. Bu sayede İspanya’nın kurak toprakları devasa bahçelere dönüştü.

Pirinç, safran, narenciye (portakal, limon), enginar ve patlıcan Avrupa’ya Endülüs üzerinden girdi.

Tatlı Kültürü de Müslümanlardan kalmadır.

Bademli tatlılar (marzipan/turrón) ve şerbetli tatlı geleneği doğrudan Arap mutfağının mirasıdır.

Avrupa Rasyonel Bilimle Tanıştı

Avrupa, Aristo ve Platon gibi düşünürleri unutmuştu; kilise bu eserleri yasaklamıştı.

Müslüman alimler (İbni Rüşd, Farabi) bu eserleri Arapçaya çevirip üzerlerine şerhler yazdılar. Bunu gören Avrupalılar, Aristo’yu Arapça tercümelerden Latinceye çevirerek yeniden keşfettiler. Bu durum, Avrupa'da kilise dogmalarına karşı akılcılığın (rasyonalizm) doğmasını sağladı.

Örneğin tıp alanında, Avrupalıların Avicenna dediği İbni Sina’nın “El-Kanun fi't-Tıbb" eseri, Avrupa üniversitelerinde 17. yüzyıla kadar temel ders kitabı olarak okutuldu. Avrupalı doktorlar anatomi ve eczacılığı Endülüs'ten yani İslam alimlerinden öğrendi.

Endülüs öncesi Avrupa'da hastalıklar genellikle "ilahi bir ceza" olarak görülürken, Endülüs tıbbı deney ve gözleme dayalıydı.

İbni Sina’nın eserleri Avrupa'da "Tıbbın İncili" kabul edildi. Ancak bir isim daha var ki cerrahiyi devrimleştirdi: Ebu’l Kasım el-Zehravi (Abulcasis).

Cerrahi Devrim

 Zehravi, bugün hala kullanılan neşter, cımbız ve katgüt (vücutta eriyen dikiş ipi) gibi 200'den fazla cerrahi aleti icat etti ve bunların çizimlerini içeren bir ansiklopedi yazdı. Bu aletler Endülüs üzerinden Avrupa tıp okullarına girdi.

Hastaneler: Avrupa'daki ilk modern hastane modelleri, Endülüs’teki (Cordoba) temiz, bölümlere ayrılmış ve ücretsiz tedavi sunan şifahanelerden örnek alındı

Çeviri Hareketleri (Toledo Okulu)

İspanya'daki Toledo şehri, dünyanın en büyük "çeviri merkezi" haline geldi.

Hristiyan, Yahudi ve Müslüman alimler bir arada çalışarak binlerce ciltlik Arapça bilimsel eseri Latinceye kazandırdılar. Bu, Avrupa'nın entelektüel anlamda uyandığı andır.

Kâğıt ve Okuryazarlık

Matbaanın icadı (Gutenberg) genellikle 1450’lerde Almanya’da başlar, ancak bu icadın arkasında Endülüs'ün sağladığı iki büyük teknolojik temel vardır:

  1. Kâğıt Teknolojisi:

Matbaanın işe yaraması için ucuz ve bol miktarda yüzeye ihtiyaç vardı. O dönem Avrupa’da kullanılan parşömen (hayvan derisi) çok pahalıydı. Müslümanlar Çinlilerden öğrendikleri kâğıt yapımını geliştirdiler ve 1150’de Avrupa’nın ilk kâğıt fabrikasını Jativa (Endülüs) kentinde kurdular. Kâğıt olmadan matbaa devrimi fiziksel olarak imkansızdı.

  1. Mürekkep ve Metalürji:

Arap alimlerinin kimya alanındaki çalışmaları (özellikle İbni Hayyan), metal alaşımlar ve dayanıklı mürekkepler konusunda Gutenberg’e teknik bir zemin hazırladı.

Endülüs; Avrupa’nın bedenini (tıp) iyileştirirken, zihnini (kâğıt ve bilimsel metot) besledi. Eğer bu teknolojik geçiş olmasaydı, bilgi hala manastırlarda kilitli kalan el yazmalarından ibaret olacaktı.

Özetle

Kurtuba (Cordoba), o dönemde Avrupa'nın en büyük ve en gelişmiş şehriydi.

Endülüs, uzun süre Müslümanların, Hristiyanların ve Yahudilerin bilimsel ve ticari amaçlarla bir arada yaşadığı bir model oluşturdu ve buna Bir Arada Yaşama, Convivencia adı verildi.

Eğer Endülüs kütüphanelerindeki bu birikim Avrupa'ya akmasaydı, Avrupa’nın Orta Çağ’dan çıkışı çok daha uzun sürebilirdi. Rönesans, bir bakıma Doğu’nun bilimsel mirasının Batı’nın metodolojisiyle birleşmesidir.

Bu durum, Avrupa'daki Rönesans'ın temellerinden birini oluşturdu.

Sözün özü, İslam medeniyetinin sonuçlarını (bilim gibi) aldılar ama kaynağını (din) reddettiler.

Türkler ise İslam Medeniyetini geliştirdiler. Avrupa’daki rönesansa katkıda bulunacak bilimsel gelişmeler yaptılar ama sonunu getiremediler.

 

İSPANYOLCADA 4000’DEN FAZLA ARAPÇA KELİME VAR

İspanyolca, Latince kökenli bir dil olmasına rağmen içinde 4.000'den fazla Arapça kökenli kelime barındırır.

Arapça "el" takısı İspanyolca kelimelerin içine işlemiştir.

Birkaç örnek verirsek;

 

   * Algodón (Pamuk: el-kutun)

   * Azúcar (Şeker: es-sukkar)

   * Aceite (Yağ: ez-zeyt)

   * Alcalde (Belediye Başkanı: el-kadı)

İspanyolcada umut ve dilek belirtmek için kullanılan "Ojalá" kelimesi, doğrudan Arapça "İnşallah" (Lev şa Allah) ifadesinden evrilmiştir.

Portekiz’in güneyindeki "Algarve" bölgesinin ismi, Arapça "el-Garb" (Batı) kelimesinden gelmektedir.

Yani coğrafya bile hâlâ Arapça konuşmaktadır.

YA FLAMENKONUN KÖKENİ?

Flamenko müziğinin o yakıcı, gırtlak nağmelerine dayalı yapısında Endülüs dönemindeki Arap ve Kuzey Afrika ezgilerinin etkisi büyüktür.

Bugün klasik gitar dediğimiz aletin atası, Arapların bölgeye getirdiği "Ud"dur. "Lute" kelimesi de zaten "el-ud"dan gelir.

MODERN SÖZLÜK
ACİZ EZİK

Hakim kültür karşısında çaresizlikten karşıt bir hareket yapamayıp, kendini savunma reflekslerini de kaybederek, zavallı bir şekilde teslim olanlara aciz, bu acziyetten dolayı, “adamlar yapmış abi, biz naparsak yapalım başaramayız, bizden adam olmaz abi” martavalına sarılarak ezikliğini ilan edenlere de ezik denir.

Aciz-ezikler genellikle toplumun üst sınıflarını oluşturur. İyi para kazanırlar ve yöneticiler arasındadırlar.

Teslimiyet ile ezikliklerini, karşı koyamamakla da acizliklerini gösterirler ve bunu çok doğalmış gibi sunarlar.

Aciz ezikler, biat ettikleri hakim gücün her yaptığına koşulsuz inanırlar.

 

Kütüphanemden:

BİR TAYYARECİNİN ANILARI
VECİHİ HÜRKUŞ

Yayına Hazırlayan: Gönül Hürkuş Şarman-Sevim Hürkuş Maxon

Yapı Kredi Yayınları

Kafkas Cephesinde ilk Türk hava zaferini kazanan; İzmir hava meydanına ilk giren ve işgal eden; İstiklal Savaşında ilk ve son uçuşu yapan; ilk Türk askeri ve sivil tayyaresini inşa eden; ilk Türk özel tayyare mektebini açan buna benzer sayısız ilklerin sahibi Vecihi Hürkuş’un ilginç hayat hikayesi.

Üstün yetenekli bir pilot, başarılı bir uçak mühendisi havacılığa aşık bir yönetici olarak yaşadığı hayatı mutlaka okuyun derim.

***

ORADAN BURADAN!!!

Haftaya yine burada buluşabilmek dileğiyle...

Sarper SAN

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık :
Yorumunuz :

Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahaberyorum@hotmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Aliya İzzetbegoviç'i
Tanıma ve Tanıtma Etkinlikleri
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2022    www.anahaberyorum.com          Tasarım ve Programlama: Dr.Murat Kaya