AMERİKA MUHTERİS, AVRUPA EZİK, ÇİN SİNSİ, RUSYA SÜNEPE
Amerika-İsrail çetesinin İran’a başlattığı saldırı ile kavramlar ve tanımlarda bazı değişiklikler oldu.
Bu belki her zaman böyleydi.
Birinci Dünya ve İkinci Dünya savaşına sonradan katılan ama her ikisinden de kazançlı çıkan ABD, geçen yılki 12 gün savaşından sonra ilk defa çetin cevize çatmış görünüyor.
İran dersine iyi çalışmış gibi, bu çete her zaman her türlü beklenmeyeni yapabilir.
Örnek Japonya. Hiroşima ve Nagazaki’ye nasıl atom bıraktıysa, çok sıkışması halinde İran’a da yapabilir.
Aslında son dönemde iyice yaygınlaşan ve sayıları da artan dizilerde bazı soruların yanıtlarını bulmak mümkün.
Yine bu dizilerde olayların nasıl oluşup geliştiğini, tuzak ve kumpasların nasıl kurulduğunu görmek de olası.
Bir bakıma söz konusu dizi ve filmler davranış biçimlerinin kodlarını da fısıldıyor.
Yine bunlarda birçok politik ve sosyal davranışın, tepkinin veya düşüncenin oluşum ve gelişim sürecini de okuyabilirsiniz.
Yaşanmakta olan, olmuş olan veya olması olası olayları analiz edebilirsiniz.
İran, işte bunu yapmış.
Geçen yılki,12 gün savaşından sonra dersine çalışarak, ne yapması gerektiğini belirlemiş.
Elbette Çin ve Rusya’nın rehberliği de unutulmamalı.
Rusya, ABD ile yeni sömürge alanlarının paylaşımı konusunda uzlaşmanın keyfini sürdürüyor, ama tam bir sünepe görünümünde. Amerika’nın adeta zorla Rusya’yı oyuna sokması ile başta Ukrayna’daki zavallılığı ve diğer etkenler yüzünden Rusya kâğıttan bir kaplan gibi. Ancak, Amerika ve Avrupa’nın sayesinde Ukrayna çoktan sorun olmaktan çıktığı için, sadece susup bekliyor. Geçmiş iki savaşta da İran’ı işgal etmiş bir ülke olarak bunun ekmeğini yemek istiyor. El altından İran’a rehberlik yapıyor. Oysa daha dün denecek bir zamanda Suriye’de astığı astık kestiği kestik değil miydi?
Çin ise neredeyse yüzyıllar sonra global bir oyuncu olma zevki ile İran’a yol gösterip destek atıyor. Bunu da son derece sinsi bir şekilde yapıyor.
Çin, hiçbir zaman Ne ABD ne Avrupa ne de Rusya ile karşı karşıya gelemez. Sinsi bir şekilde yürür, fırsat bulunca da arkadan vurur.
Mao döneminde başlayan dünya teknolojisini kopyalama stratejisini sonraki dönemlerde de sürdürdü. ABD başta olmak üzere Japonya ve Avrupa’ya ucuz işçi, vergi olanakları ve birçok olanak sunarak üretimin Çin topraklarına kaymasını sağladı.
Büyük nüfusu ve iç sorunlarını Mao’nun ortaya koyduğu kurallar ve baskıcı yönetim tarzı bastırırken, üretim konusunda tıpkı kapitalistler gibi davranıyor. Komünist Parti bu sert yönetim tarzını çağa uydurarak şu an pek sorun yaşamıyor.
Çinin özellikle silahlanma politikası ise mevcudu geliştirmekten ibaret. Özellikle ABD’nin geliştirdiği silah teknolojisini kopyaladığı ileri sürülüyor.
Avrupa ise bu savaşın eziği. 20. Yüzyıla sanayileşmiş, gelişmiş bir görüntü ile giren Avrupa’ya 21.yüzyıl pek yaramamış gibi. Özellikle ikinci dünya savaşından sonra ABD’nin ezim ezim ezdiği Avrupa İran olayının ezik seyircisi.
ABD her zamanki gibi muhteris.
Tarihinde iç savaş dışında hiçbir savaşı kazanmamış ama daima galip Amerika’nın işi zor. Lakin karşısında sinsi Çin ve sünepe Rusya’nın yönlendirmesi ile kadim Acem oyunu oynayan İran’ın bu işi uzatması da sürdürmesi de zor.
CEP TELEFONLARINA YAPILAN ZAMLAR ZAM DEĞİL Mİ?
Evde babanın, annenin üniversiteye giden ablanın, lise öğrencisi Metin’in, ilkokuldaki Leyla’nın ve büyükbabanın vefatından sonra oğlunun yanına gelen babaannenin cep telefonu var.
Bu altı telefonun faturaları her ay geliyor ve düzenli ödeniyor.
Baba ve annenin dışında kimse faturaların tutarını, içeriğini bilmiyor, merak etmiyor, sormuyor.
Araki abla ile lisedeki Metin’in sızlanmaları oluyor o kadar. sıra geç ödeme olursa, internet biterse, yeni bir telefon çıkarsa üniversitede
Oysa bu altı fatura, gayet kallavi ve ciddi bir miktar.
Ama her nedense mevzuu olmuyor. Sadece yıllık yenileme dönemlerinde baba ile annenin kendi aralarında bol küfür vr sert konuşmalar oluyor. Orda da hedef tahmin ettiğiniz gibi GSM şirketi.
Bazen çok kızıp şirket değiştirdikleri de oluyor.
Bu faturalara görülmez ve sözü edilmezken, su, elektrik ve doğalgaz faturaları olay oluyor. Bu konuda herkes konuşuyor da konuşuyor.
Kimse cep telefonlarında konuşmadığı dakikaların, atmadığı sms’lerin ve kullanmadığı internetin ne olduğunu sormuyor. (yeni yeni bazı şirketler bu konuda bir şeyler yapmaya başladı)
BİZİM OĞLAN İÇERİK ÜRETİCİSİ
Oğlumuz ne futbolcu ne doktor mühendis ne de dizi oyuncusu. Öyle aman aman okul mokul da okumadı. Lise terk.
Varsa yoksa bilgisayar. Sabahlara kadar bilgisayarın başında otururdu. Napardı bilmezdik. Annesi yemeğini kucağına götürürdü. Hiç dışarı çıkmaz. Günde bir paket sigara içer.
Sonra bu sosyal medya mıdır nedir o çıktı. Bizim oğlan bir şeyler yapmaya başladı. Başlangıçta epey paramız gitti ama sonunda oğlan başardı.
Valla altıyüz mü yediyüz bin mi bilmiyorum takipçisi varmış.
Bir para akmaya başladı şaşkınlıktan dilimizi yutacak gibi olduk. Bizim oğlan meğer içerik üreticisi olmuş. Ne üretir bilmiyorum bazen bakıyorum inan anlamıyorum.
Oğlanı layklıyorlarmış.
Layklayan layklayana. Oğlana her ay milyonlarca para geliyor.

Bu doktorluktan futbolculuktan daha iyi bir meslek amcası diye seviniyorduk ama şimdi kara kara düşünmeye başladık. Geçenlerde polis gelip aldı bizim oğlanı. Bizimki sigara bile içmez ama başka şeylerle suçluyorlar.
Oğlanın bankadaki parasını da bloke ettiler. Yalvar yakar bir avukat tuttuk, n’olacak bilmiyoruz.
Bilmediğin içerikleri üretme demiştim, dinlememişti.
Kütüphanemden
İLBER ORTAYLI
YAKIN TARİHİN GERÇEKLERİ
KRONİK YAYINLARI
.jpg)
Eserde 19.Yüzyıldan günümüze, İmparatorluk ve Cumhuriyetin kırılma dönemleri ve gelişim sürecinin anlatmıştı.
Her zaman duyduğumuz ve çok konuştuğumuz kavramları İlber Ortaylı kendi bakış açısı ile anlatmış.
Geçtiğimiz günlerde vefat eden İlber Ortaylı beye Allah’tan rahmet diliyorum.
Haftaya görüşebilmek üzere.
Sarper SAN
