DÜZENLENECEK Mİ,
DÜZENLENMEYECEK Mİ?
Nihayet uyanmaya başladılar. Çocuklar, derken reklam pastası ve derken kayıp vergiler derken birçok ülke sosyal medya devlerine karşı “dik” durmanın yollarını bulabilmek içim “uyanmaya” başladılar.
Bu çok kolay olmadı biliyorsunuz. Kişisel haklar dediler, özgürlükler dediler, kısıtlamaya hayır dediler ve geçmiş yıllarda bu konuların konuşulmasını bile engellediler.
Tabii bazı politik güç devşirme ve toplum mühendisliği gibi konularda sosyal medyanın üstlendiği sahte rol çok hoşlarına gitmişti. Bazı ülkelerde seçimler manipüle edildi, bazı ülkelerde sokak hareketleri organize edildi. Turuncu devrim, Arap Baharı, Gezi Olayları ilk başta aklımıza gelenler. Sosyal medya spekülatörleri ekonomiyi de yönlendirdi.
O zaman bu eylemler hoşa gitti. Kahkahalar attırdı. Ama gelin görün ki, devran pek de istedikleri gibi dönmedi.
Önce, ülke içi reklamların önce azaldığını sonra kesildiğini gördüler. Reklamlar ve elbette reklam gelirleri göz göre göre yurt dışına sanal medya devlerine gidiyordu. İsimleri ve yaptıkları işlerle büyük, milyarlarca insana ulaşan ve onları yönlendirebilen bu devlerin çoğunun yasal, legal ve hukuki merkezi bilinen yerlerde değil, hiç akla gelmeyen ülkelerde minicik bir tek odadan ibaretti. Ya vergi vermiyorlar veya bu minicik merkezleri açtıkları ülkelerdeki vergi indiriminden yararlanıyorlardı.
Sonra özellikle ergenlik ve öncesindeki çocuklara yönelik yıkıcı tahribatlar fark edildi.
Ve Kanada, Avustralya, İngiltere ve Fransa gibi ülkeler yasal düzenlemeler yapmaya yöneldiler.
Türkiye de bu düzenlemeleri yapmak için adım atan ülkelerin arasında yer alıyor. Uzun bir süredir sosyal medya devleri ile görüşülüyor, Türkiye de şube açmaları, vergi vermeleri ve yerel mevzuata dahil olmaları konusu gündemde tutuluyor. Söz konusu şirketlerin bir kısmı bu talepleri duyuyor, bir kısmı duymazdan geliyor. Bazıları ise doğrudan kabul etmiyor. Bu da sosyal medya ile ilgili “düzenlenecek mi, düzenlenmeyecek mi” tartışmalarını körüklüyor.
Herkesin bildiği, çoğunun şikayetçi olduğu ancak özellikle bazı odakların günlük çıkarlarından ötürü suskun oldukları bu konu, öyle anlaşılıyor ki dünyadaki genel gidişin rüzgarından etkilenerek bir ivme kazanacak.
.CNN BİTTİ, AXİOS VERELİM
CNN’in 1991 Körfez Savaşı ve 2003 Irak işgalindeki rolü gerçekten bir dönüm noktasıydı; "savaşın canlı yayında izlenmesi" kavramını hayatımıza sokmuştu. Günümüzde ise, ABD-İsrail, İran Savaşında kulağımıza hep Axios geliyor. Axios özellikle Beyaz Saray kaynaklı habercilikle öne çıkıp dikkat çekmekte.
Habercilikte hıza ve verimliliğe odaklanan yeni nesil bir medya gücü olarak tanımlanan Axios, 2016 yılında kuruldu ve yayın hayatına Ocak 2017’de başladı. Kurucuları, daha önce yine dijital haberciliğin öncülerinden olan Politico’yu kuran ve yöneten Jim VandeHei, Mike Allen ve Roy Schwartz. Kuruluşundan sonra hızla büyüyen Axios, 2022 yılında 525 milyon dolara ABD’li medya ve otomotiv devi Cox Enterprises’a satıldı.
Axios’un en büyük özelliği, kendi literatürlerine kattıkları "Smart Brevity" (Akıllı Kısalık) felsefesidir. CNN gibi uzun yayınlar veya karmaşık analizler yerine:
-
Kısa ve Öz: Haberler genellikle 300 kelimenin altındadır.
-
Madde İşaretleri: Okuyucunun zamanını çalmamak için bilgiyi maddeler halinde verirler.
-
"Neden Önemli?" Bölümü: Her haberin altında mutlaka bu bilginin neden kritik olduğunu açıklayan küçük bir not bulunur.
-
Niş Alanlar: Sadece genel haberler değil; teknoloji, sağlık, enerji gibi spesifik alanlarda çok güçlü bültenler hazırlarlar.
Kısacası; CNN "savaşı evimize getiren" ekranın simgesiydi, Axios ise "bilgi kirliliği çağında vakit kaybetmeden gerçeğe ulaşmak isteyen" modern okuyucunun dijital bülteni haline geldi. Özellikle Beyaz Saray ve teknoloji dünyasındaki sızıntıları ilk duyuran mecralardan biri olması, onları bugünün "A-takımı" yaptı.
Axios’u 2022’de alan Cox Enterprises, ABD’nin en eski ve köklü aile şirketlerinden biridir. Şirketin kurucusu James M. Cox, 1920 yılında Demokrat Parti’nin başkan adayıydı (yanındaki başkan yardımcısı adayı ise Franklin D. Roosevelt'ti). Yani kökleri derin bir Demokrat geleneğe dayanır.
Günümüzde ise Cox ailesi (özellikle dördüncü kuşak lideri Alex Taylor), siyasi bir aktivizmden ziyade "ılımlı" ve "iş dünyası odaklı" bir profil çiziyor. Şirket, hem Demokratlara hem de zaman zaman Cumhuriyetçilere bağış yapabilen, statükoyu koruma eğiliminde olan bir devdir.
Axios, ABD'deki medya kutuplaşmasında (Sol: MSNBC/CNN vs. Sağ: Fox News) tam ortada durmaya çalışıyor. Bağımsız analiz kuruluşları (Ad Fontes Media gibi) Axios’u genellikle "Merkez" veya "Hafif Sol-Merkez" olarak tanımlar.
Axios Trump döneminde sızıntı haberlerle dikkat çekmiş olsa da, asıl işlevi Washington'daki karar vericilere (bürokratlar, CEO'lar, lobiciler) hızlı ve tarafsız görünen bilgi sağlamak olarak kabul ediliyor.
Yani CNN gibi "kitleleri heyecanlandırmak" yerine, Axios "profesyonellere hap bilgi vermek" üzerine kurulu, daha steril ve teknokratik bir siyasal dile sahip.
TÜRKİYE PAZARINDA TEZGAH KURANLAR
Bizim ülkemiz büyük bir Pazar yerine benziyor. Bu pazarda tezgâh kuranlar, kurmak isteyenlerin sayısı ise pek çok. Hepsi de Pazar yerini kendi çıkarına göre düzenlemek ve istediği malı dilediği fiyata satma niyetinde. Bu pazarcıların bir kısmı sosyal medya ve yayıncılık alanında boy gösteriyor. Türkiye’de yabancı ülke kaynaklı yayın kuruluşları, özellikle son yıllarda geleneksel radyoculuktan dijital platformlara (web sitesi, YouTube, podcast) evrilmiş durumda.
Birçoğu kendi ülkelerinin kamu bütçesiyle finanse ediliyor ve Türkçe içerik üreterek Türkiye gündemini manipüle ederek etkilemeye çalışıyor.
Bunların hemen hemen hepsinde deneyimli TC vatandaşları çalışıyor. Zaten gariplikte orada başlıyor. Örneğin İstanbul’un göbeğinde, başka bir ülkenin finansmanı ile kurulmuş bir yayın kuruluşunda Türkiye’nin çıkarlarına aykırı bir yayın yapılıyor ve bunu yapanlar da TC vatandaşı.

İsterseniz bunlardan bazılarına kısa bir göz atalım, hangi ülkeler içimizde “habercilikle” meşguller görelim:
BBC News Türkçe (Birleşik Krallık)
● Kaynak: İngiltere'nin kamu yayıncısı BBC.
● Durum: 2011 yılında radyo yayınlarını sonlandırdı ancak web sitesi, sosyal medya ve YouTube üzerinden Türkiye'nin en çok takip edilen yabancı medya kuruluşlarından biri olmaya devam ediyor.
Sputnik Türkiye (Rusya)
● Kaynak: Rusya hükümeti tarafından kurulan Rossiya Segodnya ajansı.
● Durum: Türkiye'de hem haber sitesi hem de Radyo Sputnik (eski RS FM) adıyla karasalfrekanslar üzerinden (İstanbul, Ankara, İzmir gibi büyükşehirlerde) yayın yapıyor.
DW Türkçe (Almanya)
● Kaynak: Almanya'nın uluslararası yayın kuruluşu Deutsche Welle.
● Durum: Radyo yayıncılığından ziyade video haberciliği ve dijital makalelere odaklanmış durumda. DW, son dönemde Türkiye'deki lisans tartışmalarıyla da sık sık gündeme geldi.
Amerika'nın Sesi / Voice of America (ABD)
● Kaynak: ABD federal hükümeti tarafından finanse edilmektedir.
● Durum: Türkiye'de doğrudan bir radyo frekansı yok; içeriklerini internet sitesi ve YouTube kanalı üzerinden ulaştırıyor.
Euronews Türkçe (Avrupa Birliği)
● Kaynak: Merkezi Fransa'da bulunan Avrupa merkezli bir haber kanalıdır.
● Durum: Televizyon kanallarında ve dijitalde aktiftir. Eskiden daha çok AB odaklıyken, şu
an geniş kapsamlı Türkçe haber servisi sunmakta.
Independent Türkçe (Suudi Arabistan / Birleşik Krallık)
●Kaynak:İngiliz "The Independent" markasının isim haklarını alan Suudi Arabistan merkezli SRMG (Suudi Araştırma ve Pazarlama Grubu) tarafından işletiliyor ve sadece dijital gazete/haber yayını yapıyor.
Bunların dışında, Al Araby / Al Jazeera (Katar) Türkiye'de ofisleri bulunan ve Türkçe haber servisleri olan bir başka kuruluş.
Elbette bu rekabete Çin de girmiş durumda. CRI Türk (Çin) Çin Uluslararası Radyosu'nun Türkiye şubesi. Türkiye'de çeşitli illerde karasal radyo frekansları üzerinden yayın yapıyor.
+90 (Konsorsiyum ise, DW, BBC, France 24 ve VOA'nın ortak projesi olarak YouTube üzerinden yayın yapan bir kanaldır.
Bunlar legal ve hukuki oluşumlar. Bir de el altından, kapı arkasından desteklenen veya fonlananlar var. Sizce bütün bu çabalar memleketin gündemine katkıda bulunup, vatandaşı olup bitenden haberdar etmekten mi ibaret?
PEKİİİ TÜRKİYE NE YAPIYOR?
Bütün bunlara karşılık Türkiye ne yapıyor veya yapmalı? Veya yapıyor mu?
Evet, Türkiye de bir şeyler yapıyor, ama onların yaptığı gibi değil. Türkiye, özellikle son 10-15 yılda bu alanda çok büyük yatırımlar yaparak "yumuşak güç" (soft power) unsuru olarak uluslararası yayıncılığa ağırlık verdi. Tıpkı BBC veya Sputnik gibi.
Türkiye'nin bugün birçok farklı dilde ve coğrafyada yayın yapan dev kuruluşları bulunuyor.
İşte Türkiye'nin başlıca uluslararası yayın girişimleri:
TRT World (İngilizce)
● Kapsam: TRT'nin amiral gemisi olan İngilizce haber kanalı.
● Türkiye'nin perspektifini dünyaya anlatmak ve küresel haberleri "insanı merkeze
alan" bir bakış açısıyla sunmak. Londra ve Washington gibi merkezlerde ofisleri bulunur
ve personeli dünyanın dört bir yanından gelen gazetecilerden oluşur.
TRT Arabi (Arapça)
● Kapsam: Orta Doğu ve Kuzey Afrika odaklı yayın yapar.
● Bölgedeki en etkili yayınlardan biridir. Sadece haber değil, Türk dizileri ve kültürel
İçeriklerle de ciddi bir izleyici kitlesine sahiptir.
TRT'nin Dijital "Diller" Ailesi
TRT, sadece televizyonla sınırlı kalmayıp dijital platformlar üzerinden birçok dilde yayın yapıyor.
Bunlar genellikle bölgeye özel haber siteleri ve sosyal medya kanallarıdır:
● TRT Russian: Rusya ve Orta Asya odaklı.
● TRT Deutsch: Almanya'daki Türkler ve Almanca konuşan toplumlar için.
● TRT French: Fransa ve Frankofon Afrika ülkeleri için.
● TRT Balkan: Boşnakça, Hırvatça, Sırpça gibi Balkan dillerinde.
● TRT Afrika: Yakın zamanda kurulan ve Afrika kıtasındaki gelişmeleri takip eden platform.
● TRT Spanish: Latin Amerika ve İspanyolca konuşan kitleye hitap eder.
Anadolu Ajansı (AA)
● Kapsam: Dünyanın en büyük haber ajanslarından biri haline geldi.
● Diller: Şu an 13 farklı dilde (İngilizce, Arapça, Rusça, Fransızça, İspanyolca, Farsça,
Boşnakça vb.) haber servis ediyor. Dünyanın 100'den fazla ülkesinde muhabir ağı var.
Birçok yabancı gazete, Türkiye ve Orta Doğu haberlerini AA'dan satın alıyor.
Türkiye'nin Sesi Radyosu (VOT - Voice of Turkey)
● Kapsam: TRT bünyesinde, radyo üzerinden (kısa dalga ve internet) yaklaşık 36 dilde yayın yapıyor.
●Cumhuriyet tarihinin en eski dış yayın girişimidir. Dünyanın en ücra köşelerindeki Türkçe konuşanlara veya farklı dillerdeki dinleyicilere ulaşmayı hedefler.
Özetle Fark Ne?
Sputnik veya BBC Türkiye'ye gelip Türkçe yayın yaparken; TRT World, TRT Arabi ve AA yurtdışına gidip İngilizce, Arapça, Rusça gibi dillerde yayın yaparak Türkiye'nin sesini duyurmaya çalışıyor. Özellikle Türkiye aleyhine oluşan kasıtlı haber ve bilgilendirme operasyonlarına karşı doğru ve belgeli yayınlar sunuyor.
HASTANEYE FAZLA GİTMENİN BEDELİ
Bakanlık yaşlı bir kadının bir yıl içerisinde 300’den fazla hastaneye gittiğini açıklamış ve ülke çapındaki muayene sayısının anormal olduğunu belirtmiş.
Kadının canı sıkılıyormuş, alışkanlık yaptığı için hastaneye gidiyormuş. Bir başkası evinde canı sıkıldığı için, emekli bir bey evde oturmasına izin verilmediği için bir diğeri de şehir hastanelerini yerinde görmek için hastaneye gidiyormuş. Bir kadın da sohbet etmek için gidiyorum, doktorlar çok okumuş çocuklar nazik nazik konuşuyoruz, demiş.
Gülmeyin. Bunlar uzaydan gelen vatandaşlar değil. Eninde sonunda bu kepazeliği hepimiz yapıyoruz. Niye? Öncelikle hizmet bedava kardeşim. Vergilerimizle yapılıyor ayrıca. Yani hizmetin sahibi bu insanlar. Teftişe gidiyorlar.
Bedava sirke, baldan tatlı denir ama, bu ne bal ne sirke. Hastane yahu. En azından parka git yürü, gez temiz hava al. Hava soğuksa bir AVM’ye git. Vitrin bak.

Hepsine hepsine evet diyoruz. Tamam gitsinler, görsünler, konuşsunlar, rahatlasınlar da…Rahatlamak için girdikleri tuvaletlerin kapısını indirmesinler yere.
Beyimiz böyle mi rahatlıyor?
Kütüphanemden:
AYŞE GÜLÇİN MANKA
ANADOLU SAVAŞI VE II. DÜNYA SAVAŞI
GAZİ ÜNİVERSİTESİ İLETİŞİM FAKÜLTESİ YAYINLARI

Kitapta İkinci Dünya Savaşı sırasında Anadolu Ajansının basına ilettiği haberlerin kamuoyuna nasıl yansıtıldığı irdeleniyor. Ayrıca hükümetin dış politika anlayışı ile dış haber kaynakları üzerinde de duruluyor. Bütün bu anlatımlar bize savaşın nasıl geliştiğini ve neler olduğunu da anlatıyor. Elbette tüm bunlar medya-devlet ve medya-siyaset ilişkisine de ışık tutmakta.
***
Haftaya tekrar görüşebilmek ümidiyle.
Sarper SAN
